Tuesday, February 21, 2006

KOLKOPARANUS :P



25 Ocak 2006 Çarşamba

Kollarım ağrıyor evet hem de çok. Artık iş bile yapamaz duruma geliyorum neredeyse. Bir zamanlar dinazorus vardı, yarışma ya da bilgisayar oyunuydu sanırım. TV'deydi, çok sevimli dinazorlar vardı. Kafakoparanus, ezergeçerus vb. diğerlerini hatırlayamadım şimdi. Senin adını artık “kolkoparanus” koyduk. Zira kollarım tutmuyor artık. Seni kucağıma almakta zorlanıyorum.

Bisküvi gibi kokuyorsun bu aralar, babana söylediğimde sen en iyisi rejim falan yapma dedi bana :P

Gazoz kapağı suratlım benim, geçen gün komşumuzla konuşurken, kucağındaki misafir bebeği uzaktan sevdim, sen de o arada benim kucağımdasın. Ben o bebeği severken, çenemden tutup kendine çevirirken yüzümü, aynı zamanda da eğilip en sevimli gülümsemeni takınarak bana bakıyordun. Çok komikti halin. Kıskandın sanırsam.

Yazmadan geçemeyeceğim, Mine ablalar geldi geçen akşam. Sana harika bir elbise almışlar, doğum günün için. Giydirmemle duygulanmam bir oldu. Büyüyorsun be bebek.

Şu ara sürekli söyleniyorsun ve her şeye cevap veriyorsun. Hiç anlamıyorum, hatta bazen kızıyorsun ben anlamayınca. Favori oyunumuz saklambaç...

İlk kitabın olduğundan mıdır, baban her akşam sıkılmadan sana okuduğundan mıdır, yoksa ilgini dağıtmak istediğimizde “pamuk prenses ve yedi cüceleeeeeeer” deyip seni yanımıza kolayca çağırdığımızdan mıdır, sen bu hikayeyi çok seviyorsun daha şimdiden. Diğer kitaplara onun kadar ilgi göstermeyişini ben bu nedenlere bağlasam da baban “pamuğum” diye sevmesine bağlıyor. Bir de nereden gördün bilmiyorum, sayfalarını tek tek açıp bir de yüzüne yaklaştırıp sesler çıkarmana ya da ben aaa napmış pamuk prenses dediğimde yanıt vermene hasta oluyorum. Gerçi haşatı çıktı kitabın ama şükretsin haline, sayfaları kalın olmasaydı çoktan kemirilen mateyallerin yanını boylardı çünkü...

Geçen gün teyzeme gittik, onun ikizleri var. Ben onları hala bebek sansam da ikinci sınıfa geçtiler, abla oldular yani. Sen doğduğunda beni arayıp, aç da TV'de sihirli annemi izlet, canı sıkılmasın demişlerdi :D  Şimdi de sırayla sana küstüler, önce Busenur'a tesadüfen aba dedin, Sudenaz'a dedirtemedik sana, küstü. Onu barıştırana kadar akla karayı seçtik. Derken bu kez diğerini öptün, Busenur küstü. Bir yandan da kucaklarına almamaları için onları kısıtladım tabii...
Döndü ve bana şöyle dedi:
“Ben de bebek yapacağım ve sana sevdirmeyeceğim....”
Zaten bu bıcırlar bana “evlenme sakın” diye az baskı yapmadılar. Evlenince ablamız olmayacaksın, anne olacaksın, bakımsız olacaksın. Bizi değil bebeği seveceksin. Ben de onlara canım hemen çocuğum olmayacak demiştim, duruma bak. Kehanetleri bir bir çıktı kızların...
Sevgiyi dengelemek ne zormuş meğer...

No comments: