Monday, March 06, 2006

Cincim


Ada'nın kucak istemesinin hep bir sebebi var, istediği şeye ulaşmanın haklı gururunu yaşar durur o zaman, gitmek istediği yöne çekiştirir, gidene kadar da en tiz çığlıklarını atarak... ya bir priz ya yükseklerde duran bir eşya, bir dolap üstü vs...

Merdivenleri tırmanmasın diye (şimdilik) merdivenin önüne iki sandalye koyduk koyalı küçük hanım tiz çığlıklar üretti. Evde, herhangi bir çekmeceden çocuk çorabı çıkabilir, ya da bir şampuanın kapağı koltukta sizi rahatsız edebilir...

Aslında miniğimin üç dişinin birden çıktığını farkettim bu sabah böylece huzursuzluklarının da kaynağı belli oldu.

Dün nasıl olduysa bir ara TV'nin arkasına geçerek cd'leri dağıtmış, bununla kalmayıp hepsini incelemiş ve kasetlerden birinin bandını çıkarmış içinden. Önce kasedi kurtarabilirim umuduyla elinden aldım, sonra mutsuz olduğunu görünce de beraberce kasedi sökmeye başladık, eğlendik epeyce. Napalım olan Senem Diyici'nin akustik gitarı bol kasedine oldu.

Akşam biz sofrada otururken Ada'yı da aldık yanımıza, ayrıca ben yedirdim sonra ama bizimle yemeğe otursun istedik. Soslu makarna vardı, biz ona sossuz verdik tabiki de... Afiyetle oynadı durdu, çatalı batırıp yemeğe çalıştı, keyifliydi oldukça, bir kısmı da halının üstüne atıldı itinayla ne ben ne de Habip takmadık hiç, saçsın döksün özgürce, o salak cümle yankılandı şimdi kafamda, "kirlenmeden büyüyemem"...

Banyoda işim vardı biraz, tabi küçük hanımı da götürdüm, kapı kapanmadığından arkasına sepet dolusu çamaşırı da koydum. fakat zorlayıp açınca ben de banyo dolabını açtım oyalansın diye, amacı kapıdan kaçıp, merdivenleri geçip, karşıdaki kendi odasında duvardaki boyaları sökmek ve yemek...Eh tabi engellemeye çalışıyorum mümkün olduğunca.

3 mart 2006

No comments: