Saturday, March 21, 2009

Bugün






Evden çıktık, atladık arabaya Ada ile anneanneye gitmek üzere yola koyulduk.
Yarın baba ve anne sınava girecek Ada hanım anneannede kalacak çünkü.
Önce Toyiki'ye uğrayalım dedi Ada, "tamam ama bir şey almak yok" diye anlaşma yaptım.
Hem kıyamıyorum  hem de ev doldu taştı gereksiz plastik ya da envai çeşit oyuncaktan. Kaldı ki öyle uzun soluklu da oynanmıyor hiçbirisi ile. Bebekliğinden beri legolar, kutular, kağıtlar, kalemler, defterler, şampuanlar, alüminyum folyo ve strech film (her şeyi sarıyor) vs. oyuncaktan daha bir değerli ve anlamlılar Ada hanım için...

Şu eski 10 milyonlara Ada mor para diyor, üzerindeki mor yanar dönerli damgadan dolayı. Onu da alıp strech filme sarıp çantasına koydu, çantası da bu arada benim eski bir gece çantam, aslında hala kullanıyordum zaten yılda kaç kez kullanılır ki? Ben de evde oynamasına izin veriyordum ama süet olan çantayı ıslak mendille silince temelli Ada'nın oldu. Ona da pek önemli eşyalarını ve katlayıp strechlediği 10 lirayı koydu.

Neyse Toyikiye geldik, gerçekten hiçbir şey istemedi, Tweety'ye sadece uzun süre baktı ve şöyle dedi,

-Bunu başka zaman alabilir miyiz?

Sarılıp öpmek öpmek istedim, duygulandım, sonra kendimi frenledim, madem ki bir anlaşma yaptık ben de uymalıyım diye ne kadar istesem de, duygulansam da almadım.

Sonra marketten tabi ki her zamanki gibi kakaolu süt ve çubuk kraker aldık...

Anneannenin apartmanının önündeyiz, zile bastık, otomatik çalıştı ancak kapı açılmadı, bir kere daha denedik karşılıklı ama yok, rüzgar esiyor, Ada üşüyor, kapı açılmıyor, Ada patlattı hemen:

-Sonsuza kadar burada mı kalacağız anne?

Eve girdik nihayet, ensemde bir kaşıntı ve yara oluşmuş, annem ona bakarken, doktora git vs diye konuşuyoruz, Ada bana sarıldı ve:

-Annesiz yaşamak istemiyorum!

Ne yapacağımı şaşırdım, şöyle bağıra çağıra ağlamak istedim, hem duygulandım hem de malum hormonlar işte, kendimi tuttum ama, şimdi yazarken tekrar doldu gözlerim, neyse kapatıyorum konuyu!

No comments: