Thursday, April 09, 2009

Biraz Özgürlüğünü Yaşasın (!)




Okulda dersim olduğu günler haftada bir gün anneanne, bir gün baba ile vakit geçirmekte Ada hanım. Diğer dersler O'nun anaokulunda olduğu saatlere denk geldiği için, sorun yaratmıyor. Ve Ada babasının alacağı günü iple çekip, bütün okula yayın yapıyormuş:

-Biliyor musunuz bugün beni babam alacak! nidalarıyla dolaşıyormuş.

Evet ben de babama aşıktım ama Ada'nın aşkı bambaşka. Ya da bana öyle geliyor bilmiyorum.

Neyse işte, geçen hafta eve gelince beni bekleyen olaylar şöyle cereyan etti:

O gün kuzenim aradı, bize gelip kalacağını söyledi, sunum yapmalıydım ve uykusuzdum, tamam dedim, akşama kutlama mahiyetinde bir gece geçiririz. Neyse kuzenle buluştuk, eve geldik. Babamız beni çekti kenara Ada'ya kızmamam için uyardı (her şeye kızan bir gestapo değilim ama bakalım ne çıkacak altından). Ada genel olarak kurallara uyan ve mantıklı açıklamalar olunca söz dinleyen bir çocuk. Tabi ki okulda çok daha farklı, bize karşı daha astığı astık, kestiği kestik o ayrı.

Neyse, Ada banyoya gitmiş ve babasına;

-Sakın gelme! demiş. Bu ben bir iş çeviriyorum anlamına geliyor tabi ki... Babası gizlice çıkıp bakmış, kendine zarar verecek bir şey yapmasın diye. O da ne; bir kutu jöle duvarlara, lavaboya, ellere kollara itinayla sürülmektedir. Aman tanrım, babası hemen aşağı inmiş, beklemeye başlamış. Ada panikle bir ses duyup aşağı inmiş:

-Annem mi geldi diye sormuş endişeyle, tabi el kol o biçim unutmuş o anda!

-Hayır annen gelmedi Ada'cım, ben gelebilir miyim?

Beraber yukarı çıkmışlar, jölelere eşlik eden zavallı allığım da piyasadaymış artık her taraf şeftali pembesi (esmerlere en yakışan caaanım allığım) allık olmuş, yeşil jöle ile uyumlu bir zıtlık içindeler. Ya allığın zavallı fırçasına ne demeli, o da jöle ve su ile karışımdan nasibini almış. Artık ben bu mutlu tabloyu göreyim diye mi temizlemediler yoksa sunum güzel geçti artık kesin Girne halleder, gözü bir şey görmez diye mi, kuzenime evde nasıl iki elebaşı bıraktığımı göstermek için mi, orasını bilmiyorum. Ama babamızın bana olayı aktarışı enfesti:

- Biraz özgürlüğünü yaşasın istedim (!)

Ardından özgürlüğünü ilan eden kızım artık benim  jöleden sertleşen kılıktan çıkmış allık fırçamla bir de sulu boya yapmak istemiş. Babası "fırça bozulmasın" diye izin vermemiş!!! Oysa fırça kullanılamaz halde, bunun üzerine Ada sulu boya çok kirli diye yıkamaya karar verince, masa örtüsü rengarenk batik boya mı desem, ebruli mi desem bir renk cümbüşü olmuş. Güç bela elinden almış...

Bugün de o büyük gün ve beni evde ne bekleyecek merak ediyorum rum rum...