Tuesday, April 21, 2009

Kriz Anları, Bir Hafta Sonu Ritüeli ve Ada




Son günlerde arkadaşlarımla yani anne arkadaşlarımla hep aynı konu üzerinde yoğunlaşıyoruz, kriz anları ve bir çocuk neden mutlu olmaz?

Ada büyüdükçe ben anladım ki, bu krizler bitmiyor bitmeyecek, sadece biz bu anlarda kendimizi bir şekilde teskin etmeyi sakinleştirmeyi ve onları fazla incitmeden ve sinirlenerek karakterlerini bastırmamayı öğreneceğiz, napalım ana-babalık kolay mı? Hiç değil...

Sanıldığı gibi hep kahkahalarda dolaşan çoook mutlu çocuklar yoktur. Minicik ama aslında kocaman dünyalarında kim bilir neler var ve her şey nasıl da karmaşık bazen... Onlar dünyayı ve bizi anlamaya, anlamlandırmaya ve bazen bizim bile anlamakta zorluk çektiklerimizi kabullenmeye çalışıyorlar...


Bir Hafta Sonu Ritüeli....

Evde sabah gözümü açınca Ada hadi oynayalım diyor, daha bir gözüm kapalı...

Önce ikili kahvaltı faslı baba geç kalkar, baba kalkana kadar, öğretmencilik, okulculuk (ne demekse), marketcilik, evcilik bütün "cilik"leri oynarız anlayacağınız...

Arada sulu boya, kuru boya, pastel boya, kes yapıştır, Allah ne verdiyse artık, hamur, lego vs...
Baba uyanır, nöbet devredilir, anne yemek vs hazırlar, baba başlar oyuna...

Baba olur Seda'cım (Ada'nın okuldaki öğretmeninin adı), Ada olur Serap'cım (Diğer öğretmen)
çocuklar olur teletabiler...

Oyna da oyna, oyna da oyna,
Be çocuk hiç mi bıkmazsın?  Yooooo

Sonra terasa çıkılır, ev yetmez zira,
Su ister baba taşır, top ister baba taşır,
Bisiklet ister baba taşır, köpük ister baba taşır,
Kekik, nane, makarna ister (yemek yapacak ) anne taşır,
Hepsi katılır, suya karıştırılır ,
Anne çağrılır, yemek ikram edilir, "komik olmuş dimi, gül" der,
Gülünür...

Baba nöbetci
Anne bazen uğrar ev işleri veya ödev yapıyordur içeride

Yeter miiii???

Yetmezzzz...

İçeri girilir, kitap okuma faslı gelir, sonra yeter miiii???

Yetmeeezzzzz...

Dışarı parka gitmeli der haşmetmaaab

Gidilir, ya anne ya babayla artık kimin evde ders çalışması gerekirse o kalır (malum bir yandan da anne baba hala okullarına devam etmektedir.).  Bazen ikisi de gider parka, zira emir büyük yerden naparsın? Parkta "kaçıcam yakala ama sakın kaçma" diye bağır nidalarıyla bir garip oyun oynar babayla, "kovalarımı getirin" der.. der der... koşar, koşar, koşar ve hiiiç yorulmazzzzz...

Son 4 yılım kendimden çok her şeyimi ona göre planlayarak geçti, tıpkı diğer anne-babalar gibi ama tüm bu günün sonunda, ortasında, başında herhangi bir yerinde korkunç krizler patlak verir, elimi kolumu nereye koyacağımı bilemem...
"Seni mutlu etmek için....."
diye başlayan cümleler boğazıma düğümlenir,
ağlamak isterim çaresizliğimi görmesin diye kasarım kendimi...

ve artık
ÇOCUK işte ÇOCUK
öğrenecek, büyüyecek, beni anlayacak ve
kendiyle barışık olacak, özgüveni tam olacak diye iç geçirir, 10 a kadar sayıp sakinleşirim....

2 comments:

yasemin said...

evet o krizler bizde de bitmedi. bu yaşa kadar biter sanırdım. sonra "kesin bi bizde bitmedi herkeste bitmiştir." dedim bi dönem, o da değilmiş. o zaman saymaya devam, 1,2,3,4, 5, 6, 7...

Girno said...

dimi dimi herkeste oluyor ... bazen düşünüyorum, nerede yanlış yapıyorum? sonra başkalarından da bunları duyunca "oohhhh bee" diyorum ama yine de o anlar gelince kimi gün çaresizliğimle başbaşa kalıyorum...