Thursday, May 28, 2009

Ordan, Burdan, İçimden, Hayattan


*Ayak numaramız 30, valla da billa da tamı tamına 30 numero, hayır şöyle çıtı pıtı yerine kazulet bir kız olacak! Derdim partner filan bulamaması da değil, (Türk standartları malum) mümkünse başıma kalsın hatta, çok erken biliyorum ama düşündükçe bile içimi afakanlar basıyor, otursun dizimin dibinde. Bu gidişle sipariş üzerine ayakkabı yaptıracağız bizim 4,5'luk Gülliver'e!




*Yeni tatların tadına (ne demekse?) asla bakmayan kızım önemli adımlar atıyor. 1,5 yaşına kadar afiyetle yoğurt yiyen çocuk sonradan ağzına sürmemeye başladı ama ayran içerdi. Neyse son zamanlarda çubuk krakeri batırıp yemeyi keşfettikten epeyce bir süre sonra yoğurdu kaşıklayıp yemeye başladı, ben de sevindirik oldum.

*Yoğurt dedim de... Bildiğiniz anne oldum çıktım Allah sizi inandırsın! Ama internet bağım var yani (annem sevil teyzeme kitap annesi derdi, bana da internet annesi diyor), şöyle ki: Artık sütümü sütçüden alıyor, yoğurdumu kendim mayalıyorum, Ada "hımmmm bu seferki daha güzel olmuş" dedikçe, küçük gurmem beni gaza getirdikçe her hafta daha iyisini yapmaya çalışıyorum. Yalnız bu sizin bildiğiniz sütçülerden değil, kendisi "The sütçü" olup, eğlenceli ve yaratıcı telefon mesajıyla (geçenlerde kızlarına yani ineklerine pedikür hediye ettiğini yazdı mesela!) sipariş alan, ineklerine fabrika yemi yedirmeyen, mail gurubu kurarak kefir, yoğurt, çökelek, kaymak, tereyağı, dondurma vs. yapımlarında birbirine çılgınca deneyimlerini anlatan kişileri buluşturan bir enteresan kişilik...

*Yoğurt mayalamak sanırım bulaşıcı, zira benden sonra iki apartman komşum ve annem de mayalamaya başladı. Çocukken mahallemize gelen sütçüyü andım, hüzünlendim valla yüzü hala gözlerimin önünde, yere gram süt dökmeden ölçek kaplarını birbirine şarıl şurul boşalttıkça nasıl özenirdim O'na...

*Ada hanımın cildi atopikmiş yani aşırı kuru ve hassas. Mercimek çorbası içmemizi sağlayan ve bundan haberi olmayan cilt doktorumuza göre artık hanımefendiye özel nemlendiriciler, köpükler vs. alacakmışız, bir bu eksikti!

*İçimdeki tekmeler gün geçtikçe kendini daha da belli ediyor, bazen canımı acıtınca iç sesim O'nu, hayata merhaba diyecek olan yepyeni umutlarımın elçisini sakinleştirmeye çalışıyor, anne olmanın, ikinci kez olabilecek olmanın şükranlarını evrene gönderiyor, "canım tam da rahat edecekken" diyenlere sadece gülümseyerek bakıyor ve galiba gerçekten BÜYÜYORUM... Haaa laf aramızda bana ikinci bir oyun arkadaşı geliyor, yaşasın yerlerde yuvarlanmak!!!

*Piyanist parmakları var kızımın ve ayrıntılı ultrasona göre ikinci bıdığımızın da aynıymış. Benim değil ama eşimin parmakları ile aynılar, Onun da elleri gerçekten çok güzeldir. Tıpkı babalarına çektiler yani bu konuda ve ben bu küçük ellere bayılıyorum.

*Artık sabahları Ada "bir an önce okula gidelim" diye uyanıyor, önceden istemezken. Neden diye sordum bugün, yeni şeyler öğrenmek için dedi, çok mutlu oldum. Tatil günleri de yupppiii diye seviniyor ama :) Klasik öğrenci işte :)







Ada ile sınıf arkadaşı Sinem okul yolunda...

*Belim ağrımaya başladı pc başında oturmaktan, doğum öncesi son günlerim de yazın bir kısım sıcaklarına rastlıyor, napalım dayanacağız artık, bu sene tatil matil de yok...

*"Her şeye rağmen" garip bir şekilde huzurluyum...

3 comments:

yasemin said...

yoğurt gün geçtikçe daha mı yi tutuyor girne? bana öyle geliyor artık çok kıvamlı semsert yoğurtlar yapabiliyorum yani artık diyecek kadar genellemeyim de, son yaptığım en güzeliydi. ben de bayılıyorum yoğurt mayalamaya :)

bi de ada'nın büyükbabayla ilk fotodaki gülüşünü çok sevdim :)

yasemin said...

cem'in ayağı da 31 :) babasınınki 46 bakalım ne olacak halimiz?

Girno said...

Sorma Yasemin, ayak numarası kısmı feci bir durum yani :) Bir de kız çocuğu düşünsene...

Yoğurt mayalamak benim için de harika bir şey, ve hazır yoğurt yiyemez oldum, tadı bir fena geliyor, mayaladığım zaman sulu bile olsa kaşık kaşık yiyorum. Süper bir olaymış bu, süt alamasak bile ben artık kendim mayalarım herhalde pastorize sütten falan...