Sunday, July 12, 2009

"ADA" ca Yaklaşımlar


* Gün geçtikçe daha da büyüdüğünü hissediyorum Ada hanımın. Olaylara yaklaşımı, cümleleri, her şeyiyle bambaşka ve bilinçli artık. Bazen bana küçük yalanlar söylüyor, gözlerini kaçırmasından hemen anlıyorum doğru olmadığını. Bazen burnuna kulağımı dayayıp, bir de burnuna sorayım deyince burnunu elleriyle kapatınca anlıyorum ki bir numara çeviriyor. Böyle zamanlarda doğruyu söylemesini, ona asla kızmayacağımı ve yalan söylemenin hiç bir zaman işe yaramayacağını falan söylüyorum, bazen işe yarıyor bazen devam ediyor. Benim nasıl yalan söylediğini anladığıma şaşırıyor. Çünkü burnuna sormadan sadece gözlerinden anladığım da oluyor. Sabah bana, ben de bebeğimiz yalan söylerse anlayabilecek miyim, ablayım ya? diye sordu. Evet dediğimde de çok sevindi :)

* Üst kata çıktığı zamanlar telaşlanıyorum, ya terasa çıkarsa, tabureyi çekip üstüne çıkarsa diye ve hemen uyarma ihtiyacı duyuyorum,
- Ada sakın terasa izinsiz çıkma! diyorum. Yanıt gecikmiyor:
- Anne ben büyümedim mi, abla olmadım mı? Okulumu bitirmedim mi, neden hala beni uyarıyorsun hiç anlamadım!




* Tatile gidemiyoruz malum bebeğimiz gelecek, Ada hanım bazen terasta havuza giriyor, bazen de tatil kitabı resim, boyama, ev etkinlikleri yapıyoruz ya benimle ya da babasıyla. Genel olarak mutlu görünüyor, zaman zaman arkadaş istediği oluyor, parka vs götürmeye çalışıyoruz. Benim doğumdan önceki son günlerim olduğu için fazla çıkamıyorum. Babasıyla gidiyor.




* Ada'nın diş yapısı ve kalitesi maalesef bana benzemiş. Maalesef diyorum, çünkü, hem dişleri küçük hem de çabucak diş taşı oluşuyor. Bazen çürük sanıyorlar ama değil. 2 yaş civarı diş hekimini ziyaret ettik, o zaman da büyük cesaretle oturdu koltuğa ama tamamen temizlenmesine izin vermedi, geçen hafta tekrar gittik, bu kez yine cesurca oturdu ve sabırla temizlenmesini bekledi. Ona mantıklı bir şekilde anlatınca gerçekten işe yarıyor ve bunu görmek beni çok mutlu ediyor. Kızımın dişleri artık bembeyaz :)



* Ada parmak arası terliklere merak sardı, önceden hiç rahat değil, nasıl giyiyorsun derdi, mor bir tane görene kadar sürdü bu. Mor olanı aldıktan sonra, "bir giyiyorsun, parmağın acıyor, iki giyiyorsun parmağın acıyor, üç giyiyorsun parmağın acıyor, ama sonra geçiyor" diyerek artık hiç çıkarmıyor :)



Mor ve kedi merakı tam gaz devam ediyor :)



Bir de küçük hanım kahve içmeyi pek seviyor, anneanneyle bir kahve keyfi...

No comments: