Saturday, April 17, 2010

Hayattan Kısa Kısa

Yazamıyorum, ne enerjim kalıyor, ne de zamanım.

Ama kaçırmak istemediğim çok ayrıntı var paylaşmak istediğim, aklıma geldikçe yazmalıyım diyorum, yapamıyorum. Bir yandan büyük kuzunun istekleri, bitmeyen oyunları, diğer yandan minik kuşun emzirilmesi, yemeği, meyvesi, oyunu...

Tam kıvama geldi Loriş, oyunlara karşılık vermeye, zorlamaya, hatta zorla oyuna katmaya başladı karşısındakini. Bazen konuşmadan kucağıma alıyorum, eğilip yüzüme bakmaya çalışıyor, ya gülerek ya da benim güldüğümü bildiği komik sesler çıkararak... Tüm sesleri taklit etmeye başladı. Çok güler yüzlü bir bebek, uyumlu, sevimli. Neredeyse hiç ağlamadı, ağlamıyor desem yeridir.

Babasını görünce çığlığı basıyor, onun kucağına gitmek için çırpınmaya başlıyor.. Sonra başlıyorlar, lambaları açıp kapama, storların düğmeleriyle oynama işlerine..


Bankamatik 

Babasının çalışmaya gitmesini istemeyen Ada'ya babası para kazanmak için gitmek zorundayım der. Bir gün Ada ile babası bankamatikten para çekerler. Ada'nın birden gözleri parlar;
-Babacım çalışmak için okula gitmene gerek yok artık, çünkü bu makine (bankamatikten bahsediyor) sana para veriyor isteyince...

No comments: