Friday, November 23, 2012

Bir Günün Hikayesi...

Ada'nın (çocuklarımın) çocukluk arkadaşları benim için çok önemliler. "Çocukluk" döneminin eşsiz yoldaşları onlar. Paylaşımların, en masum sırların, eğlencenin doruğa çıktığı dönemin şahane tanıkları ve ortaklarıdır onlar. Katıla katıla güler, sonra tartışır, sonra hiç bir şey olmamış gibi herşeye yeniden başlar, en masum, en katıksız sevgiyle yola devam ederler. Çocukken yediğimiz bir dondurmanın, bir lunaparkın tadı nasıl damağınızda kalırsa ve bir daha aynı tadı yakalamak nasıl zor ise, çocukluk arkadaşları da sizin için, hayatınızın adeta "Lale Devri"ne tutulan ışıktır. İşte Selin de Ada için bu kadar değerlidir. Saatler süren telefon görüşmelerinde, "plan" yapıp dururlar, karşılıklı ahizeyi (telefon hala açık olarak) yanlarına koyarak, resim yapmaya devam edebilir bu çılgın ikili.
Anasınıfında tanışan, yolları ilkokulda ayrılan bu iki arkadaş, yazın buluşmaya karar verince, annelere uygulamak düştü. Bu arada, çok şanslıyız ki, Selin'in kardeşi Burak ile, Ada'nın kardeşi Lorin de çok iyi anlaşıyorlar.
Heyecanlı bir şekilde Ağustos ayının, parlak ve sıcacık bir gününde buluşmak üzere evlerine doğru yola çıktığımız andan itibaren bir hikayenin tam ortasında olacağımızı bilmiyordum henüz...

İşte bir günün hikayesi...



Sabah mor miyav ile uyanış...

Biraz çizgi film izlemek lazım...




Yola çıktık, "Lorin gözlüğün ters", "biliyorum anne böyle daha rahat" (!)













                                                                  
İşte geldik...


Buluşma anı, ne kadar da büyümüşler ♥
Uno zamanı



Şimdi hikaye başlıyor, Selin ve Burak'ın annesi çocuklara maket ev aldığını söyler...
Çocuklar yapsın (!) oynasın diye getirir...



 

Minikler yapamayınca, ablalar gelir...



Burak ve Lorin resim yapmaya karar verir.

Cık olmadı, o zaman ben yaparım der...




iş başa düşer :P


Yoğun çabalar sonucu ev tamamdır...


Ortağım da yanımdaysa, herşey vız gelir :)




Sonra Burak ve Lorin oynamaya gider.
 


Baloncuk yapmaya karar verir iki kafadar.


Anneler onları banyoya gönderir, ıslansa da ne de olsa banyodur...


Ablalar pc de oyun oynamaya karar verir.

Minikler uslu uslu ! baloncuk yapmaktadır!!!



Kahkahaların geldiği yönü önce ablalar keşfeder :)


Sonra anneler çıkagelir. İki kafadar duşa girmiş, birbirlerini ıslatıp kahkahalar atmaktadır.


Eğlencenin ardından yemek zamanı, koyu bir sohbet eşliğinde...


No comments: