Saturday, December 22, 2012

Dört Çocuk, Bir Jingle Bells, İki Deliren Anne :)


Herşey Ada ve Öykü'nün (Ada'nın sınıf arkadaşı) İngilizce dersinde verilen ödevi ile başladı. Ödeve göre, Jingle Bells şarkısı bir arkadaş ile dans eşliğinde yapılmalıydı. Ada ve Öykü'nün annelerinin aklına dahiyane bir fikir geldi. Bu iki kafadar anne, Ada, Öykü ve kardeşleri Lorin ve Defne ile kostümler, yılbaşı ağacı, rengarenk ışıklar ve danslar eşliğinde, eğlenceli bir yılbaşı şarkısı hayal ettiler. Kareografiye göre önce evdeki Noel Baba kuklası "hohoho" diyecek, iki minik kelebek kostümlü kardeşler ağacın arkasına saklanacak ve şarkı başlayacak, bu arada sevgili Noel Baba da fondan ayrılacak, Lorin ve Defne huşu içinde dans edecek, sonra ablalar gelecek, anneler sakin sakin çekecek, montajdı derken ve sonra bilgisayara yükleyecek, herkes çok eğlenecek, bu arada ödev de yapılmış olacak falan filan... Peki öyle mi oldu, tabiki hayır. Senaryo, kareografi, yönetmen tamamdı da, anneler çocuk oyuncularla ne kadar zor çalışıldığını nereden bilsinlerdi? Belki çok yumuşak klozet kapağı, havyar, 1500 beyaz gül istemediler pek ünlü sanatçılar gibi ama, bu zorlu görevi büyük bir şevkle tamamlamaya çalışan, görev aşkıyla yanıp tutuşan iki azimli annenin saçları dimdik olmuştu çoktan...

Olayın tüm ayrıntıları şu şekilde gelişti:
Önce kostümler giyildi, "bunu giymem, hayır kelebek kanadı takmayacağım, bu kıyafet kaşındırıyor, O'nun kanadı neden pembe?" nidaları arasında kostüm giymeye ikna edilen oyuncular, anneler için henüz bir sorun teşkil etmiyordu. 
Öncelikli olarak kostümünü giyip, kenarda bekleyen Lorin üzerindeki kıyafeti çıkarıp çıplak bir şekilde kaçmaya başladı. Yakalayan annesi, pembe tüllü etek ve pembe atlet giymesine mecburen gözyumdu, caanım denizkızı kostümü yerine, olsundu, her türlü kıyafet ile prenses edası vardı bu tatlı kızların. 
Ardından kutupların Noel babası sıcak ortamın etkisiyle mi, yoksa kapris hakkını kullanmak mı istedi bilinmez ama çalışmadı, pil arayışları da boşa çıkınca, pek kıymetli oyuncular sıkılmasın diye anne kareograflar Noel Babayı azad ettiler.
'Hohoho'suz başlayan dans gösterisinde önce bir deneme çekimi yapıldı. Çekim olaysız tamamlanmıştı. Bundan cesaret ile asıl çekime geçildi  ve yine ilk arızayı Lorin çıkardı ve kendini koltuğa attı, kanadı ve tacı üstünde olarak, "ben uyuyacağım" buyurdu. Anneler şaşkın ve henüz havlu atmamış olarak parlak bir fikir bulup Lorin'i iknaya çalışırken, bu kez Defne, eğer Lorin olmazsa asla dans etmeyeceğini bildirdi. 
Anneler şaşkın, ayakta bekleyen asıl görev ve ödev sahipleri Ada ve Öykü beklemekten sıkılmış olacaklar ki, odalarına gidip kendileri çekmeye karar verdiler. Herkese bir bardak su verildi, birer çikolata ortamı yumuşattı, müzik açıldı ve dört kız biranda (müzik tıngırdamasıyla) kavgayı yarıda kesen Romanlar gibi kendilerini ortaya attılar. 
Anneler birbirlerine gururlu "ben sana demiştim, yaparız biz bu işi" bakışı attıktan sonra çekim güle oynaya başladı, fakat bu kez de bilgisayarın sesi kısıktı, şarkı duyulmadı. Çekime tekrar ara verildi, anneler ses ayarı yaparken, Öykü yanlışlıkla bardağı düşürerek bütün salonun cam kırıklarıyla dolmasına sebep oldu, kendini suçlu bir şekilde koltuğa attı, ağlamaya başladı, O'nu teselli etmeye giden Ada vazoyu düşürüp kırdı. Çekim arasında ortaya çıkan elektirikli süpürge işini bitirdikten sonra, tekrar çekim başladı. 
Bu kez herşey yolunda gibiydi ama çekimin tam ortalarında Ada ağlamaklı bir Türk filmi repliği ile "yapamayacağım" diye haykırdı. Sorun şuydu ki, Ada karaoke yapmak istiyor, başka hiçbirşeyi kabul etmiyordu, ağlama sırası O'na gelmişti. Hala sabır timsali anneler, serinkanlılıkla yorulan minikleri odalarına göndererek, büyüklerin ödevlerini kendileri tamamlaması konusunda fikirbirliğine vardılar. 
Minik bir hava alma molası sırasında, bahçedeki evin (fırsat kollayan yaramaz) kedisi Ponçik kapıyı aralık bulunca içeriye koşarak perdeye atlamaya çalışınca durum daha da şenlikli hale geldi :). Herşey yoluna girdikten sonra çekim tıpkı Ada hanımın istediği gibi karaoke eşliğinde başladı. Anne yönetmenler (aynı zamanda ışıkcı, senarist, kareograf ve kameramanlar) tam iki kamera ile, iki ayrı açıdan çekim yaparken, işaretlerle, tam nakarat olduğunda ikilinin elele tutunmasını göstermeye çalıştılar ama oyuncular anlamayınca, mükemmeliyetci yönetmen anneler çekimi durdurdular, elele tutuşup, saatlerdir ezberledikleri Jingle Bells şarkısını zıplaya zıplaya oyunculara gösterdiler, kameralardan birini açık unuttuklarını montajı yaparken farkettiler. Herşey kameradaydı, diken diken saçları kahkahalar eşliğinde sakinleşmişti. Çekimi tamamlayamadılar gülmekten ve ilk deneme çekiminin son derece doğal olması nedeniyle ödevin o olmasına karar verdiler, şimdi o görüntüleri paylaşacağım, tabiki anneli olanı değil :)