Wednesday, December 12, 2012

Kahvaltı, Buluşma, İç Ses...





Herşey normal başladı... Güneşli, sıcak ve aydınlık bir sabah... Aralık ayında hem de... Mevsimlerden kış ama nedense hava güzel, insanın kanını kaynatacak, başını döndürecek, yoldan çıkaracak denli güzel. Çocukları anneme bırakacağım, Ada'nın yüzme kursu yok şansıma ve annem de müsait. Önce kuzulara kahvaltı ettiriyor, ardından düşüyoruz yollara. Anneanneye bıraktıktan sonra, ver elini vapur ile Beşiktaş, mis gibi deniz havası, 1+1 de çıkmış oh daha ne olsun... Ama olmuyor, annece mi, yoksa hüsn-ü kuruntuca mı bilinmez ama başlıyor iç sesim konuşmaya, "kızlardan en azından birini alabilirdin" diyor. "Hayır" diyorum," çocuk getirmeyecek hiç kimse. Anne arkadaşlarımla ama çocuksuz bir kahvaltı bu, üstelik hem hiç görmediğim ama hep yazıştığım bir arkadaşımla yüzyüze  görüşeceğim için çok heyecanlıyım, hem de uzun zamandır görmediklerim var ve hem de güzelim yemyeşil Yıldız Parkı'nda".

Ama yola çıktığım ve normalde kafamı dinlemem gereken anlar başladığından beri hiç susmuyor iç sesim. Aslında hiç susmayan Lorin olur hep, bu nedenle alışığım ama bugün olmasaydı iyiydi. Tam "evet, çocuk yok, sıkılırlar", diye kendimi rahatlatacakken, Ada hanım'ın arkadaşlarımın yanında nasıl da eğlendiğini ve büyüklerle olmaktan keyif aldığını hatırlatıyor iç sesim. Sanki benim mutsuz olmamı istiyor, sanki sürekli kendi kendimi yememi istiyor, bir sussa da rahatlasam...  Ada'nın sabah "anneannemi çok özledim, O'nda kalmayı çok istiyorum" dediğini hatırlatıyorum içimdeki, bir türlü bastıramadığım kendi sesime. Ama yok susmuyor, "hadi canım diyor, güzel yerleri tek başına göreceksin, bakalım keyfini sürebilecek misin?" Süzülen bir martıya bakakalıyorum o anda, öğrenciyken simit attığım günler düşüyor aklıma.  İçsesim susmuşken o anın tadını çıkarmak istiyorum ve kıpırdamadan oturuyor, sağa sola dönmemeye çalışıyorum sanki uyanmasını istemediğim bir bebek varmış gibi. Elimi çaktırmamaya çalışarak, yavaşca dergime uzatmaya çalıştığım an da, fırsatını buluyor, fısıltıyla bozuyor, boğazın ılık havasını, "Lorin gelebilirdi, madem Ada anneanneyi özlemiş!" Yok susmayacak galiba, kendi haline bırakıp onu, elimde okumam için gözümün içine bakan 1+1'egömülmeye çalışıyorum, ama izin vermiyor, akşama yemek yapmış mıydın diyor, çomak sokarcasına sevgili iç ses hazretleri. Yeter deyip, kendimi, rüzgarda dışarı atıyorum, Neşet Ertaş yazısını okuyorum dergiden, iç sesim biraz sakinleşiyor, zira arka fonda, "neredesin sen" çalıyor... 

Vapurdan iniyor, Yıldız Parkı'na kadar yürümeye karar veriyorum. Sanırım dünyanın en güzel şeylerinden biri yürümek, güzel havada,kıyıya paralel denize elini verip, rüzgarın eşliğinde ama... Sonra güzelim yeşilin ortasında yolum devam ediyor, ya yoruldu, ya uyudu diyorum, tıp kı Lorin gibi enerjisine hayranlık ve hayretle bakakaldığım iç sesim... Normalde, etrafta çocuk gürültüsü, patırtısı varken, susmak zorunda kalıyor ama tam da şimdi sakin sessiz kafamı dinleyecekken alıyor sazı eline. Ah bir sussa, ah bir sussa... 




8 comments:

maviye iz süren said...

İnsanın kendini en huzurlu hissedeceği anda kendine yer bulan o iç sesler tüm anneler de baş gösteren,garip bir durum.

Unknown said...

Harika!
Bu güzel yazıda benimde payımın olması ne büyük mutluluk, devamını dilerim,

Girno said...

Bahar, gerçekten tam da insanın kendini en huzurlu hissedeceği, tam da en rahat edeceği anları itina ile buluyor içses..Ve duygular benzer olsa da, anne iç sesi hep aynı :)

Girno said...

Sebuş, seninle tanışmak gerçekten çok güzeldi, hatırlıyor musun, geldiğimde söylemiştim sana, "iç sesim hiç susmadı" diye :) yazımı güzel bulmana çok mutlu oldum bir de :)

Çiler said...

O kadar güzel yazıyorsun ki her seferinde kendimden bir şeyler buluyorum. Takibindeyim arkadaşım. Çiler.

Girno said...

Çileerrr, senden bunları duymak nasıl güzel :) canım arkadaşım :)

Emel Sevren Pınar said...

yürekten akan, samimi..tamda yaşadıklarımız hepimizin aslında, ama böyle güzel ifade edemiyoruz genelde kendimizi. Belli ki ondan sana bu sarmamız:) "hadi girne yazsa da şu duygumu bir dillendirse" beklentisi...
Yüreğin dert görmesin, harika olmuş.

Girno said...

Emel, senin yorumların beni çok yüreklendiriyor, iyi ki varsın arkadaşım :)