Monday, December 31, 2012

Kim Geliyor Kim? Yeni Bir Yıl mı?


"Yeni" lafından dolayı biz heyecanlı ve güzel algılıyoruz bence yeni yılı. Yoksa ne farkı var ki? Yine haftalar birbirini kovalayacak, yine -insan eliyle hırpalanmış- birbirine karışmış dört mevsim olacak, kendini yaz zanneden kışlar göreceğiz, o baharmış gibi yapacak biz iliklerimize kadar donacağız, -kendimize benzettiğimiz mevsimler gibi- yine aniden kimlik değiştiren arkadaşlar, yine duvara toslamalar, hiç ummadığımız kişiler gagalayacak yine ve biz artık "şaşırmam herhalde" deyip ağzımızı zor kapatacağız belki de, yine, yine...

Oysa "eski" hep özlenen ve güzel olan değil mi? Herkes eskiye dönmek için can atmıyor mu? "Herşey eskiden daha anlamlıydı", diye başlamıyor muyuz söze? Nedir peki sevinmenin, coşup, taşmanın anlamı? Neyi kutluyoruz allasen?

Bence öteden beri, öncelikle şikayet üzerine programlanmış gibiyiz, yani şu an olandan bir memnun olmama hali ve ardından da hep bir özlem, hep bir beklenti. Bir gün de sen yap ne bekliyorsan, belki karşındaki de aynı duyguların sınırlarındadır. Sevginin kanıtı, belki de senin beklediğin adım değildir, o anı yaşayabilmektir belki de.
"Seni seviyorum" demenin binbir türlü yolu var, o yollardan birini görebilmek için, çıkar o gözündeki tozdan bulanmış gözlüğü.

Bir de kutlama merakımız var insanlık olarak. Yani seviyoruz, her fırsatı kutlamaya çevirmeyi. Yoksa bir an dursa zaman, dönsek birbirimize, "neyi kutladığımız konusunda bir fikrin var mı?" diye sorsak, yanıt vermek için duraklayan karşıdaki, ya "boşveeeer" deyip kendini hafifliğin, müziğin kollarına bırakır, ya da benim gibi kendini bırakmayı pek de beceremeyen bir tipse, donup kalır ve başlar sorgulamaya...

Oysa sahiden de bilinmezliktir yeni olan, alışılmamıştır, evet içinde güzellikler barındırabilir ama kötü olaylara da gebe olabilir bazen.

Aslında neşelenmek için fırsat kollamak iyi güzel de, hem tüketim çılgınlığı adına ve hem de eğlencenin sınırlarını zorlamak adına 'doz'unu kaçırmadan yapabilmek, işte bütün mesele bu bence...

O zaman, içi boşaltılmamış, yozlaşmamış, insan olmaktan utanmayacağımız, "doz"unu kaçırmadığımız ve gelmekte olan yılın, tüm getirilerine -iyi ya da kötü- kucak açarak ve gerçekten en önemlisi tadı damağımızda kalacak 'ANI'lar biriktirebileceğimiz bir yıl olması dileklerimle... Ben güzel 'AN' lar hayal ediyorum, sonraları bizi zenginleştiren "ANI"lar olabilecek, lezzetli "AN"lar, John Lennon'ın en sevdiğim şarkılarından biri olan "İmagine-Hayal Et" eşliğinde, ya siz?



No comments: