Thursday, January 31, 2013

Alternatif ya da Fake Doğum Günüm :)



Temmuz ayının 26'sında, güneşin en parlak döneminde doğmuşum ben. Anne ve babamın üç, neredeyse dört mevsim, adam boyu kar yağan memleketine inat, yaz çocuğuyum ben ama kış da bana çok yakın gelir, ne de olsa genlerde var işte. Bütün doğum günlerim, yaz tatilinin tam ortalarında, yazlık bir mekanda, etraftan ya da bakkaldan alınan kıytırık bir kek ve bir tek mum eşliğinde  kutlanırdı. Ne bir arkadaş olurdu, ne bir hediye :) Çocukken hayıflanır dururdum, neden bir nisan, bir mart ayında doğmadım diye, aralık bile olabilirdi ya neyse. Annemin başının etini o kadar çok yedim ki, artık benden ya bıktı, ya da acıdı. Ve tam da Burak'a üstelik de 7 aylık hamile olduğu ve benim de 5. sınıfa gittiğim mayıs ayında, alternatif ya da fake kutlamayı kabul etti.

Yalnız dedi ki:

"Kızım durumum ortada, fazla koşturamam, 4-5 arkadaş çağır, ben de o gün toplantıdaki öğretmen arkadaşlarımı alır gelirim. Zaten mahalledeki bir kaç arkadaşımız da var, yeter işte".

Bunları dedi demesine de, ben duymamıştım, tatlı bir zafer sarhoşluğu içinde, planlarımı yapmaya başlamıştım çoktan. Sanki annem bunları dememiş gibi, sanki 7 aylık hamile değilmiş gibi, sanki mayıs ayında doğmuşum da büyük kutlamalar çok da gerekliymiş gibi, ilk iş sınıfın tahtasına büyük harflerle doğum günümün olacağını ve herkesin davetli olduğunu yazdım. Bu bana yeter mi hiç? Yetmedi, gittim kardeşim Emre'nin sınıfının tahtasına da yazdım, yok yine kesmedi, annemin sınıfına da haber vermeliyim, darılmasınlar sonra diye düşündüm, onu da yaptım. Sonra sevinçten ya da şuursuzluktan önüme gelen, rastladığım herkese söyledim, zaten okulda beni tanımayan yoktu. Bir nebze olsun rahatladıktan sonra, eve gidip kostümlerimi giydim, ardından bir sokak aşağıdaki annemin de arkadaşı olan kuaföre gittim, e  gün çok önemliydi, saçlarımı yaptırmalıydım. Gizli örgü mü, sepet mi denilen bir örme şeklinden yaptırmaya başladım saçlarıma. Kuaför Naime teyze hediye yaptı bana saçımı, pul da döktü, sanırsın çok önemli bir davetin şeref konuğuyum.

Bu arada mahallemiz, hani şimdiki dizilerdeki mahalle kültürünü bizzat yaşayan ve yaşatan bir yerdi. Evdeki tüm kutlama yiyeceklerini komşularımız hazırlamıştı mesela, kimin ihtiyacı olsa koşan çok tatlı insanlardı. Annem de hamile ve çalışan bir kadın olunca, börekler, çörekler el birliğiyle yapılmıştı.

Ben kuaförde, annem toplantıda, bebek annemin karnında :), Emre şaşkınlıktan oturacak yer aramakta, misafirler ya da tabiri caizse bütün okul eve doluşmakta ve komşularımız da harıl harıl börek ve çörekleri tabaklara taksim etme sancısında ve komşulardan biri pastanede. Zira annemin yaptırdığı iki katlı pasta yetmemişti, uzun baton denilen pastalardan almak üzere, Gül abla pastaneleri arşınlıyordu.

Girişin üstünde idi evimiz, ve apartmanın bizim eve çıkan merdivenleri silme ayakkabı doluydu, annem eve gelip de o ayakkabı yığınını görünce, erken doğum yapmadığına şükrediyorum şimdi :). Tıpkı merdivenler gibi evde de adım atacak yer kalmamıştı. Oksijen tükenme sınırlarında, çocuklar yerlerde oturuyor, komşular, çocukların üstünden birdirbir oynar gibi atlayarak servis yapmaya çalışıyor, annemin öğretmen arkadaşları oturacak yer bulmaya çalışıyor yani görüntü evlere şenlik. Bir de fotoğrafcı çağırmış canım annem eve, ölümsüzleştirmek için bu önemli kutlamayı, adamcağız, arkama gelen güruhu çekiyor, yenisi geliyor, o bitiyor, bir başka grup, bitmiyor, adam terliyor, ben kutlama bu mu diye içten içe hayıflanıyorum, derken uzuuun fotoğraf çekiminin ardından, neredeyse gün bitiyor, fotoğrafcıya ikram edilen pastayı ayakta yiyor, bırakın oturacak bir sandalyeyi, nefes almakta zorlanıyordu herkes :).

Sonra ne mi oldu, tahmin olunduğu üzre, annem bana bir daha kutlama filan yapmadı. Hem artık sabıkalıydım bir kere, hem de zaten yeni bir bebek eve geldi. Yetmezmiş gibi yeni kardeşim ile de doğumgünlerimiz çakışınca, yine araya kaynadım ben :P.

Bir de bunların üstüne, şaka gibi, çok istiyormuşum gibi, büyük kızım şubat tatilinde, küçük kızım temmuz ayının ortasında doğarak aynı kaderi paylaşmamıza vesile oldular. Yarın Ada'nın doğum günü, onu düşününce aklıma kendi doğum günüm geldi :). Yo hayır, annemin düştüğü tongaya ben düşer miyim? :)


2 comments:

Çiler said...

Çok güldüm Girne :) Harikasın. Ada'nın doğum gününü de kutlarım. iyi ki doğurmuşsun :)

Girno said...

:)) Komik değil mi? Çocuklar bana kendi çocukluğumu hatırlatıyor, hepsi ayrı bir macera :))) Sevgiler ve teşekkürler :)))