Friday, February 01, 2013

İYİKİ DOĞDUN ÖYKÜ ADA...


Ben var ya ben, hani sen olmadan önce, yani benim için dünya "pespembe" bir toz bulutuyken, hani hayatı bu denli içmemişken, kendimi bu denli tanımamışken, içimi açıp -taa derinlere- dalmamışken, "ben" olmamışken yani, meğer ansızın bedenimden fışkıran bir "anne" ile tanışmamışken, sen doğmadan önce yani, çok önce...

Sen var ya sen, elimi tutup, "hayat" ın basamaklarını kim kime öğretecek karmaşasını yaşarken; usulca aldın ya beni, taşıdın ya bulutların üstüne, uçurdun ya göklere, ansızın düşerken ben, birden, gülümsedin ya böyle içten, "hayat" işte bu dedin ya, içime hiç benden ayrılmayacağını bildiğim "endişe" militanlarını saldın ya, hani dedin ya sonra, "ben seni bağladım ama bir o kadar da özgürsün", "beni" dedin ya, "bahane etme hiç bir şeye", "dön de aynaya bak önce, kendini düzelt de, çık karşıma", yansımaydı ya hani hayat, hani sen neysen oydu ya karşındakiler, bebeğin de öyleydi değil mi, sen neysen oydu işte, bu ağır ama bir o kadar da basit çıkarımı tutuşturdun ya elime, çarpıldım ya sonra, duvarlarımı yıktın ya aniden, içimdeki çocukları bir bir oyunlarına kattın ya, beni var ettin ya, beni doğurdun ya yeniden, yeniden...

Kim kime teşekkür edecek, kim kime şimdi, söyle bakalım sevgili kızım, kim kime? Belki de gerek yok ki buna, hayatımda olduğun için sadece şükretsem yeter mi sence?

Ben var ya ben, peşinden geliyorum senin ve öğretilerinin, sesini takip ediyorum, hislerinin çıkardığı sesi, kokunu alıyorum her daim, ensendeki eşsiz kokuyu, kolaylıkla sorularımı cevaplıyorum bebeğim, seninle "an" larımı dondurup saklamak için, yazmayı seçiyorum, kendimi sana ve kendime böyle ifade ediyorum...

Ben var ya ben, heyecanlanmadan edemiyorum çocuğum, içim içime sığmıyor seninle bir gelecek düşlediğimde...

Sen var ya sen küçüğüm, iyi ki varsın, varlığın varlığıma hep güç katacak, doyuracak, büyütecek, ışıltın hep dünyamı aydınlatacak, kokun bana hep yön verecek, görünmez bağlarımız kendimi en özgür hissetmeme sebep olacak, anne olabildiğim için kendimi şanslı sayacağım, sayende. Sadece şükretsem yeter mi sence?

Sayende küçüğüm dünyayı tanıyacağım, sayende küçüğüm herşeyi yıkmaya ve herşeyi yeniden onarmaya gücüm hep olacak... Yıkıntıların arasından doğmaya, güneşimi hep bulmaya, taşmaya, coşmaya, senin o çılgın deneylerine hep enerjim olacak...

Seni sevmek o kadar güzel ki miniğim, seninle var olmak o kadar anlamlı ki bebeğim... Hayatın saçından tutup yakaladığım zaman, denizin tuzu tırnaklarımın arasına nüfuz ederken, çilek tadında şarkılara eşlik ederken, seninle beraber kek yaparken mesela, bitmek bilmeyen sorularına "mantıklı" yanıtlar ararken, kirpiklerinin ucundaki neşeyi ve bazen de kederi yakalarken ben, dünya başımı döndürürken, sadece şükretsem yeter mi sence?

(Bu yazı 1 Şubat 2012'de  Öykü Ada'nın 7. doğum günü için yazdığım yazıydı, duygularımı çok iyi ifade ettiği için tekrarlamak istedim)








1. yaş doğum günü yazısı için bir tık...

No comments: