Tuesday, March 26, 2013

Animasyon ve Gerçek

Siz hiç bir yetişkin olarak gün boyu çizgi film izlediniz mi? Çok sevenler hariç tabii. Nasıl ki bizler, yani biz yetişkinler çizgi film izlemiyoruz, izlesek bile, bütün bunların animasyon harikası olduğunu biliyoruz, öyleyse yaşamı yeni algılamaya başlayan bir çocuğun, gerçekle uzak yakın alakası olmayan bir yetişkin dizisini izlemesinin son derece yanlış olduğunu düşünüyorum. Entrikalarla dolu, acılarla yoğrulmuş, ilgi çeksin diye ilişkilerin içiçe geçtiği bizim bile "vay be" dediğimiz, algılamakta zorlandığınız reyting kurbanı dizileri, çocuklarımıza izletmememiz gerektiğini düşünüyorum. Tıpkı zamanından önce hormon alarak olgunlaşmış görünen, ama içi kof olan meyve-sebzeler gibi, zamanından önce büyümüş taklidi yapan, hayatı gerçekleriyle algılamak yerine, boş hayaller kuran, o TV yıldızlarına özenen, bilmiş ve özenti tavırlı ergen-çocuk-genç karışımı bir nesil ile karşılaşacağımızı düşünüyorum. O şaşalı hayatlara, muhteşem evlere, filmlerde oynayan yıldızlara gıpta ile bakan, onları rol-model alan, boş hayaller kuran bir çocuk ve geleceğin yetişkini ile giderek iletişim kurmakta zorlanırsınız.



Gerçekten de TV deki hızlandırılmış hayat, çocuğun gerçek hayatta bocalamasına neden olacaktır.
Burada, belki de en başında bir karar vermeli anne-baba, "Çocuk mu bizim hayatımıza uymalı, yoksa biz mi çocuğa ayak uydurmalıyız?" Bu kararı verdikten sonra işler daha da netleşir, kolaylaşır. Çünkü eğer varolan hayatınızı sürdürmeye niyetliyseniz, anne baba olmayı bir daha düşünün derim. Yaşama yeni adım atan bir çocuğu iyi çözümlemeyi başarırsanız, herşey kendiliğinden doğallıkla hallolacaktır. Çözümlemek derken matematik problemi çözmüyoruz, işimiz hem kolay, hem de zor. Kolay çünkü, gözlem yaparak, isteklerine kulak kabartarak, çocuğu iyi okuyarak yapabiliriz. Zor çünkü bunun için zaman ayırmamız gerek, birçok alışkanlığımızdan vazgeçmemiz gerek. Örneğin dizi izleme alışkanlığından vazgeçmek gibi. Hiç çocuğumuz yokmuş gibi, onunla birlikte izlemeye devam edersek, ona kötülük yapmış oluruz. Neden, şiddet, aşk, küfür, dayak, entrika, sahtekarlık, cinayet gibi henüz bilmediği konularla karşı karşıya gelsin ki?

Peki bunları çocuklarımıza yapmaya hakkımız var mı? Kolaya kaçmak gibi geliyor bana biraz da TV özellikle dizi izletmek. Kendi -bazı- alışkanlıklarınızdan vazgeçmek zorundasınız, eğer çocuk yetiştiriyorsanız. Bizler çocukken, belli zamanlarda çizgi film olurdu ve ancak o zaman izlerdik. Şimdi o kadar çok ve çeşitli çizgi film kanalı var ki, çocuklarımız bütün gün uyuşmuş gibi renkli cama bakıp duruyorlar. Belki radikal bir değişiklik olacak ama, en azından yarım saatlik dilimlerle şunu yapabiliriz, TV' yi kapatıp anne ve babanında katılacağı, oyunlar oynanabilir, bir masal canlandırılabilir, kitap okunabilir. Belki vakitlerimiz kısıtlı olabilir ama emin olun çok şey kazanacaksınız. Eğer bir kere denerseniz, çocukların gözlerinde ki parıltıyı, neşeli kahkahaları görünce sizin içinde vazgeçilmez bir zaman dilimi olacaktır. Belki zor gelebilir bazıları için ama şu bir gerçek ki, ciddi bir iş yapıyoruz, ÇOCUK  yetiştirmek çok ciddi ve emek verilmesi gereken bir konudur. Geleceğin bireyleri devletin okullarından önce bizim eğitimimizden geçiyorlar. Unutmayalım ki, "Çocuk evin aynasıdır" ve "Çocuğunuz sizin yansımanızdır". Ne yaşıyorsanız odur çocuk ve ne vermişseniz onu alırsınız.

No comments: