Monday, March 04, 2013

Sevgili Günlük


Sevgili günlük, biliyorum en son sana bu hitapları lise yıllarında yapardım. Çok zamanlar geçti, artık blog tutar oldum. Dünya çok değişti be günlük. O zaman kırmızı kaplı bir defterdeydi hayatım, isim bile koymuştum ;) Tilda. Sırlarımın, kişilik arayışlarımın, duygularımın, değişen fikirlerimin, kendi kendimle savaşımın, hayatı keşfederken tosladığım duvarların, iç sesimle yaptığım kavgaların en canlı tanığıydı. Sonra şairin dediği gibi, birdenbire oldu her şey. Büyüdüm, okullarımı bitirdim, aşık oldum, en son da anne oldum. Anne olmak öyle tereyağından kıl çeker gibi olmadı ama çok çetrefilli, zorlayıcı da olmadı benim için. Aslında ne getirisi varsa yaşadım. Bazen kitaplar okudum, bazen iç sesimi dinledim, içgüdülerimin fısıltılarını yani. Sonra anladım ki, her anne kendi kitabını yazarmış aslında ve her çocuk da ayrı bir kitapmış. Okumaları yaparken alt mesajları doğru algılamak, sabır da dervişleri aratmamak, hoşgörünün en yücesiyle tanışmak, toleransın sınırlarını zorlamak, hayal gücü ile gitmekte çekindiğiniz diyarlarda dolaşmak gibi erdemlere kavuşabilirmişsin. Üstüne bir de olmayı istediğin kişiye yaklaşmaya başlarsın ki asıl olan budur. Yani çocuğuna doğru davranışları edindirebilmek için, işe önce kendinle başlarsın. O güne kadar ertelediğin, bazen çok da gerek görmediğin arazlarından kurtulmaya çabalarsın. Kişisel serüvenin bambaşka bir boyut alır.




İşte böyle günlük, bazen bana ne kadar "sabırlı" olduğumu söylüyorlar, sana bir sır vereyim mi, ben sabırsızın önde gideniyim aslında. Hatta annem bana "tezcanlı" bile der. Ama söz konusu çocuk olunca, akan sular duruyor. Yani ben aslında böyle olmayı doğru bulduğum için, tercihimi bu yönde kullanıyorum. Bu satırları okuyan bir anne varsa eğer günlük, ona şunu söylemek isterim. Eğer çocuk ile savaşa girersen, ya kaybedersin, ya da kazandığını sanırsın ama yine de kaybedersin. Üstüne üstlük, yetersiz gibi de hissedersin kendini. Çünkü çocuk ile çatışmaya girdiğin için, mesela onu engellediğin için, ya da senin olması gerektiğini düşündüğün gibi davranmasını istediğin için, bu ona zor gelecek, yapamayacak, çatışman savaşa dönüşecek, en sonunda da kendini suçlayacak, yetersiz bulacaksın. İşi kendinle hesaplaşmaya vardırıp, "iyi bir anne " olamadığını, "bu işi yüzüne gözüne bulaştırdığını" düşünecek, hayıflanacak, mutsuzluğun doruklarına ulaşacak, yenileceksin. Bırak çocuk kazansın. Patron ve yönetmen olma hakkını çocuğuna ver. Bırak, ellerini boyasın, suluboya yapsın, stickerlarıyla önce odasını sonra da dünyanı renklendirsin, sen sadece bazen seyirci ol, bazen de ona katıl, emin ol ikiniz de mutlu olacaksınız.




2 comments:

Çiler said...

mesaj alınmıştır :)

Girno said...

:) Eve bekliyorum biliyorsun, pratik yapmak için :)