Saturday, March 30, 2013

Sınır



Sınır, belirli bir alana sıkıştıran, diğer alanları ayırarak bölen, geçirimsiz bir adacığı ifade eder. Sınır bizim için çocuklarımıza oluşturduğumuz “güvenli bir adacık” iken çocuk için hapsedildiği, sürekli aşması, yıkması gereken büyük bir engel anlamına gelmektedir. Çocuk enerjisinin büyük bir bölümünü bu sınırlarla boğuşmayla geçirir.
Çocuk kadar hareketli, esnek, kabına sığamayan bir varlığı bizim yarattığımız yapay sınırlarda tutmanın imkanı yoktur.



Katı, geçirimsiz, net sınırlar yerine esnek, her duruma göre her an değişen, belirlemeye değil kavramaya yönelirsek çocuk için bir özgürlük alanı yaratabiliriz. Bu özgürlük alanı bizi de özgürleştirecektir.  
Esnek kavramaya çalışma, bizim belirlediğimiz sınırlar yerine çocuğun gidebildiği, onun belirlediği sınıra yönelmek çocukça kavramak olacaktır. Bu da tanımlamayı değil anlamaya çalışmayı gerektirir.
Çocukça kavramak kendimizi yok saymamızı gerektirmez ama kurduğumuz yapıları alabildiğine sorgulamamızı gerektirir.   
Ancak özgür bir çocuk kendi sinemasını çekebilir. 


No comments: