Tuesday, April 09, 2013

Ah Hayat!

Ah hayat!
Bir bakarsın, geçip gidiyor hayat!
Bir bakarsın, ardından öylece bakakalmışsın! Hayallerin, "yaparım bir gün nasılsa" dediklerin, uğradığın haksızlıklar, görmek istediğin yeni yerler, başka kültürler, tatmak isteğiyle kavrulduğun ama itiraf da edemediğin yaşayamadığın yüce duygu yani tüm tutkusuyla AŞK, "belki bir gün" diye diye ertelediklerin, geçmişteki hatalarını her silmeye çalıştığını sandığında geri dönüp kafana kafana vuran koca sanal bir bumerang silgi, hep yanında sandıklarına aniden yabancılaşman, kaybettiklerin, bir türlü kazanamadıkların, bazı dost sandıklarının burnunu kimi gün kafdağında bulup yerine takmaya çalışmana rağmen vefasızlıkları, hayatın acımasızlığı, balyoz gibi GERÇEKlerin yüzüne indiği anlar, böyle bir durumu hak edip etmediğini sorgulaman...



Böyle anları, duyguları sık yaşamazsın belki, ama yaşarsan eğer vurur da geçer, ezer de geçer, çelik ve soğuk görüntüsüyle bir tank misali. Görünüşte, fiziksel bir hasar yoktur ama ruhen ezilmek ne demektir öğrenirsin! Nasıl da daralır yüreğin, nefes almak için çırpınırsın, yolunu kaybeden bir balık gibi karaya vurursun da, denizin yolunu bir türlü bulamaz, tıkanır da tıkanırsın, yüreğin çarkların arasındaymış gibi, dişliler seni içten içe yer bitirirken ve sen bütün bunlara isyan ederken, sorularına ne makul ve ne de mantıklı yanıtlar bulamazsın, kavrulursun.

Öte yandan, bir yanın hayata karışmak ister, "bencil miyim?" diye sorgularsın kendini, utanırsın hatta, işin içinden çıkamaz, battıkça batarsın! Çekip çıkarır seni, hayata devam etmeye meyilli yanın, belki sevdiklerin, belki sorumlulukların, belki de sadece "yaşama güdüsü"nün becerikli elleri.

Ah hayat! Kimi gün acımasız çarkların dönüyor ve karşısında elin kolun bağlı, çaresiz kalıyorsun, ağlıyorsun, küçülüyorsun ama yapacak bir şeyler olmalı diyorsun, tok ve ruhsuz yanıt yankılanıyor beyninin içinde, "Yapacak Hiç Bir Şey Yok!"



No comments: