Wednesday, April 24, 2013

GÖKKUŞAĞI


Hangi hakikat oyunları ile patikalarımızdan, çiçeğimizi, böceğimizi, çocukluğumuzu, kendimizi bırakarak itildik ana yollara, yığıldık barajlara?

Kırlarda bayırlarda, çiceklerle, böceklerle kendiliğinden kendimiz olamadık, düşürüldük yollara...


Kendi yatağında akan suyun önüne kilit vurarak barajlar kuruldu Heraklit. Kendi havzalarından çıkarıp depolarda topladılar insanları Heraklit. Akan suya kilit vurdular Heraklit. Kendi havzasında, kendi yatağında akan çocuklar renksiz boya küplerine atıldı, soldu gökkuşağının bütün renkleri Heraklit. 


Çocuk patikalarımız, büyüdükçe yola dönüştürüldü, rengarenk yollarımız soldu, renksiz otobanlara indirgendi rengarenk renk cümbüşümüz.






Egemenlik ve çocuk bayramında egemenlik ile çocuk birbirinden ayrılarak, egemenlik, çocuk olmayanların alanında, çocuk çocuk alanında bırakıldı. Yılda yarım saatlik bir egemenlik verildi çocuklara ve o kısacık sürede bile dünyanın bütün renklerini taşıdılar hayatımıza. Çocukların kendi alanlarında oluşturdukları özgürlük alanından mahrum bırakıldık, geriye, katı, soğuk, geçirimsiz, çocuksuz bir alan kaldı. 


Büyük bir çocuksun sen Türkiye, kim, ne zaman büyüttü seni böyle? Kim, ne zaman soldurdu gökkuşağının renklerini böyle?


Bilirsin bütün kör düğümleri çocuklar çözer. Bilirsin, çocuklar her zaman kendi renklerini vererek gökkuşağını yeniden canlandırır. 


Çocukça bir coşkuyla, çocukça bir samimiyetle, çocukça bir yürekle kurduğumuz ülkede, yitirdiğimiz çocukluğumuza, renklerimizle yitirdiğimiz çocuksuluğumuza, patikalarımıza yeniden kavuşmak dileğiyle...


No comments: