Monday, April 29, 2013

İçimdeki Bulut



"Nasıl yazıyorsun?" dedi bir arkadaşım geçenlerde. Hiç düşünmemiştim, düşünmeye başladım, sahi nasıl yazıyorum? Düşündüm ve düşündüm, sonra bunlar döküldü içimden...

Aslında tek bir şekli yok ama şöyle; bazen bir kelime ya da cümle yapışıyor yakama! Dönüyor da dönüyor beynimin içinde, sanki kendisine bir yer arıyor, kurulup da ayaklarını uzatıp yayılacak gibi, ya da arkadaşlarını bulup halay çekecek gibi, sağa sola dönenip duruyor. Sonra birden o an geliyor, klavyenin başına geçince, sadece tek bir cümle, buzdağının görünen yüzü o! Tıkır tıkır klavyenin içinden çıkıveren, benim sadece tuşlara basmamı bekleyen kelimecikler sağa sola yayılıyor. Sonra biraraya toplanıp yazı oluyor. İçimdeki buluttan tıkır tıkır yağmur olup yağınca onlar, sancılarım diniyor. Bir rahatlama çöküyor önce ama uzun sürmüyor, kısa bir zaman sonra, başka bir yaramaz kelime içime kaçıveriyor....


Sonra bazen de tam uyumak üzereyken üşüşüyorlar, içimdeki bulutu dolduruyorlar. Uykuya dalmak üzere o tatlı anlar vardır ya, tam da o zamanı buluyorlar! Asla unutmam deyip, tüm yazıyı beynimde oluşturuyorum, giriş gelişme, sonuç! Hepsi tamam. Yineleye yineleye uyuyorum ama sabah uyandığımda uçmuş oluyor hepsi :( Üzüntüden kahroluyorum. Bir röportajında okumuştum Sezen Aksu'nun, beste gelince hemen kaydediyormuş kayıt cihazına. Ama bazen yanında değilse kayıt cihazı, ya da uygunsuz bir an ise, kendinin, olmadı yakın arkadaşlarından birinin telesekreterine kaydediyormuş :) İşte o hesap, benim de kimi gün olmadık bir anda bir kelime düşüyor beynime yine, peşine takıyor diğerlerini de, kendimi, ne o anda olan konuşmalara, ne de ortama veremiyor, kıvranıp duruyorum. Hemen oradan yokolup , yazı yazmak ve sancılarımdan kurtulmak istiyorum. Kelimelerim içimdeki buluta hapsolmasın istiyorum, istiyorum ki yol alsınlar, ortak duygu ve düşüncede olduğum insanlarla buluşsunlar.

Bazen beni uyandırıyor uykudan, mesela saat sabahın 5:00'i, bir cümle yankılanıyor beynimde, parıldıyor. İçimden çıkmazsa, ışıltısı sönecek sanırsın. En sevdiğim anlardan biri oluyor bu an, evde koca bir sessizlik, klavyenin başına geçtikten sonrasını hatırlamıyorum bile. Kalkıp güne karışıp, akşam döndüğümde, o yazıyı ben mi yazdım diye şaşkınlıkla okuyorum. Çünkü hepsini unutmuş oluyorum.

İçimde bilmediğim bir yerde saklı kelimelerim var benim. Yolları içimdeki koca bulut ile kesişince çıkmak için beni zorluyorlar, her yolu deniyorlar. Sancılarımdan kurtarıyorlar beni, ortak paydada buluşturuyorlar bizi. Aslında biz hepimiz, kesirler gibiyiz, paydalarımız eşit görünmüyor mesela, ama aslında aynı sayıya ulaşmak için bir çarpmaya bakıyor. Benim için yazı bunu sağlıyor...


1 comment:

jaleceanne said...

Ne kadar güzel yazmışsın. Kelimelerin çıkışı, beyinde yankılanışı hiç yabancı değil. Çok beğendim canım