Friday, April 05, 2013

Kahvaltı ve Zeyno'nun Çığlıkları



Anneliğin en güzel yanlarından biri de, çocuğunuz ve onun arkadaşları sayesinde, sağlam dostluklar kurabilmektir şüphesiz. İşte böylelikle kazandığım arkadaşlarımdan biri de tatlı kuzu, dünyalar güzeli Zeynep Mina ve Yağız'ın (nam-ı diğer Vecihi :)  becerikli ve çılgın annesi Arzu'dur.

Zeynep Mina


Gülay ile birlikte daha önce gitmeme rağmen karıştıracağımı bildiğim yolu bulma işini bu kez Navigasyon abla'nın beni sakinleştiren, yoga yapma isteği uyandıran, muhteşem tonlamalarına (!) ve eğer yanlış bir yola girmişsem, defalarca, aynı cümleyi sabırla kurmasına bile hayranlıkla karışık tapınma güdüsüyle birlikte yola çıktık. Teknolojinin karşısında bir kez daha şapka çıkararak, evi elimizle koymuş gibi bulmanın dayanılmaz hafifliğini yaşadık.




Kuş sütünün dahi eksik olmadığı kahvaltıda, Lorin'in bütün huysuzluğuna rağmen, biz konuşurken Zeyno'nun taciz çığlıklarına rağmen, Lorin'in bodidi yani çikolata krizine rağmen, bu krizi çözmek için 8. kattan markete inip o sırada soğuyan ve benim de ortamın büyüsüyle sanki sıcakmış gibi keyifle içtiğim buz gibi kahveye rağmen, tam kalkacakken arabanın anahtarını bulamamama, bir kez daha 8. kattan inip arabaya bakmama ve bu yüzden Gülay'ın taksi tutmak suretiyle dönmek zorunda kalmasına ve o gider gitmez bulduğum anahtara rağmen çok keyifli bir gündü. Anneliğin zorluklarından, güzelliklerinden çocuklara konulması gereken sınırlara kadar, çocuk yetiştirmenin inceliklerinden ve çocuk için uykunun öneminden  hayatın zorluklarına kadar, sürekli değişen eğitim sisteminden kişisel gelişime kadar, oldukça geniş bir yelpazede konuşurken zaman su gibi aktı ve gitme saatimiz nasıl geldi anlamadım.








Evden çıkınca, yolda gelirken uyuyan ve sonra da uykusu bölündüğü için huysuzlanan ve "gidelim gidelim " diye başımın etini yiyen Lorin şöyle dedi, "Artadaşını çot sevdim, Mina bebette çot tatlı ama üzdünüm, bu bebet çot bağırdığı için başım ağrıdı". Bu lafların nasıl olup da Lorin'in dudaklarından döküldüğüne şaşkınlıkla bakakaldım. Cümlenin yüklemini, öznesini, belirtili nesnesini algılamaya çalışırken, Lorin'in içinde saklanan az önceki huysuz çocuğun  az sonra nasıl olup da böyle boyundan büyük cümleler kurabildiğine hayretle bakıyordum. Yürümemek için bana yaptığı baskı ile taşımak zorunda kaldığım  Lorin ve terleyen sırtım ile anahtar aramaktan bitap düşmüş yorgun bedenimi, yere düşen şaşkın beynimi de alıp usulca kendimi Navigasyon ablanın güvenli kollarına bırakıp yola çıktık...

No comments: