Tuesday, May 07, 2013

Artık Senin Annen Değilim!


Küçüktüm, sanırım 6-7 yaşlarında olmalıyım. Bir gün benden 1,5 yaş küçük kardeşim Emre ile tartıştık, tartışma boyutundan kavgaya filan döndü. İnatlaştık vs, derken kavgamız büyüdü. Odamız ortaktı o zamanlar, ben odaya girdim, o peşimden geldi, ben kapıyı kapattım, o kapıyı zorlarken, nasıl becerdiysek kapının neredeyse yarısını kaplayan, dikdörtgen boyutundaki camını kırdık. Artık o eski kapılar pek kullanılmıyor. Neyse, annemi çok sinirlendirdik, sonuçta bize birşey olabilirdi. Derken annemin dudaklarından şu kelimeler döküldü: "Ben artık sizin anneniz olmayacağım, başka bir eve gidip, akıllı-uslu çocukların annesi olacağım". Boğazıma bir yumru oturdu, yutkunamıyordum. Birden annemin bizi terketmesi fikri bana korkunç geldi, olabilir miydi acaba? Düşüncesi bile ürkütmüştü beni. Heryerimden soğuk terler boşaldığını hissettim. Bir de abla olacaktım, hem ortamı sakinleştirememiş, hem de annemi o kadar çok üzmüştüm ki, bizim annemiz olmak istemiyordu artık. Başka bir eve gitmese bile, bunu düşündürmüş olmak beni çok etkilemişti. Kendime çok kızmıştım. Belki bir tokat atsa bu kadar etkili olamazdı, beni bu kadar yaralayamazdı.

Aradan yıllar geçti, üniversite yıllarımda, çok sevdiğim teyzemin ikizleri oldu. Bir gün bana çok üzüldüğü bir olayı anlattı. İkizler 4-5 yaş civarlarındalarken, onlara çok kızmış ki gerçekten bilen bilir,  ikiz çocuklar çok zor, birbirlerini sürekli yoldan çıkarıyorlar filan, o vurucu repliği söylemiş: "Bir daha sizin anneniz olmayacağım" demiş. Teyzem de, annem de bunu muhtemelen annelerinden duymuş olmalılar. Eskinin yıkıcı taktiklerinden olsa gerek. Neyse, tabii devir değişmiş, annelik daha bir bilinçli olmuş falan. Aradan geçmiş, 20 yıl kadar. Bizim ikizler sus pus olmuş. Sonra bıdı bıdı sesleri gelince, teyzem de onları dinlemeye karar vermiş. Bunlar aralarında şöyle konuşuyorlar:
"Annemiz gidecek, acaba kendimize yeni bir anne olarak kimi seçsek?"
Diğeri yanıtlıyor:
"Halam olur mu o bize harika yemekler yapıyor"
Diğeri de
"Girne abla (yani ben) olsun, o bize çok güzel davranıyor, oyun da oynuyor"
Liste böyle uzuyor...

Teyzem kahrolacaklarını, ders alıp özür dileyeceklerini filan beklerken, bu iki bacaksız 'alternatif anne' arayışına girmişler çoktan... Sonraları güldük, ama o gün teyzem çok üzülmüştü.



Sonra aradan bir 10 yıl kadar daha geçti ve bir gün ben anne oldum. İkinci kızım var artık, kısmen de tecrübeli bir anneyim ya da öyle olduğumu sanıyorum. Uyku konusunda da çok hassasım. Erken uyumasını istiyorum çocuklarımın. Ve Ada (o zamanlar 5 yaşlarında filan) çoğu kez uzatıyor. "Şu kitabı oku, bir de bunu oku, bir de ben okuyacağım, resimlerine bakacağım, masal anlat, içinde prenses olsun, prenses desin ki, tavşancık öyle yapmasın".... diye diye uyumayı benim için yorucu, kendi için eğlenceli bir seramoniye dönüştürüyor, ben de böyle çok uzattığı bir gece (Lorin bebek daha, gece boyunca uyanacak) yorgun ve uykusuzum da üstelik. Birden hiç düşünmeden, ona "Uyku saatin çok gecikti Ada, böyle yaparsan, artık senin annen olmayacağım" dedim, söyler söylemez de pişman oldum. Ama o sakin sakin yüzüme baktı ve "Böyle bir şansımız var mı?" dedi. Kalakaldım tabii, ne diyeceğimi şaşırdım, resmen çuvallamıştım. Olayı nasıl kıvıracağımı filan şaşırdım ve kıvırmak yerine hemen özür diledim kızımdan, ne olmuş, anneler de hata yapar :)

Kuşaktan kuşağa aktarılan söylemler değişmese de, alınan cevaplar oldukça farklılaşmaktadır. Lorin'in vereceği cevabı düşünemiyorum bile...

Başka bir gün, yine annemden duyduğum, ben çocukkken çok da hoşlanmadığım ve en kızgın zamanlarımda eleştirmeme rağmen dudaklarımdan dökülmesine engel olamadığım sözlerden biri daha çıktı ağzımdan "Hiç annelere böyle denir mi?" dedim, Ada bana dedi ki, "Annelere ne denir peki, bana onları yazar mısın? Ben ne denir, ne denmez bilmiyorum." O zamanlar da 1. sınıfa gidiyor. Ve bunu da beni iğnelemek için, ders vermek için değil, tüm samimiyetiyle gerçekten de bilmediği için söyledi. O'na bir liste verecektim ve o da öğrenecekti. Hatalarımı yüzüme çarpması yetmezmiş gibi, beni de kendime getirdi.

Tarih tekerrürden ibaret ve eleştirdiğiniz anne sözleri, hareketleri sizin yakanıza öyle bir yapışıyor ki, değiştirebilmek için ciddi çaba gerekiyor. Çoğu kez çocuklarıma kızdığım anlarda (yani kontrolümü kısmen ya da tamamen kaybettiğim anlarda) bazı sözler dilimin ucuna kadar geliyor ve ben güçlükle kendimi tutuyorum, söylememek için cebelleşiyorum kendimle. Sizin çocuğunuz ile kurduğunuz ilişki, verdiğiniz terbiye ve en önemlisi de hareketleriniz size kesinlikle geri dönüyor. Ve sadece çocuğunuzu değil, torununuzu yani kuşakları etkiliyorsunuz bu davranış şekillerinizle. Yani bence her şeyin özü yine ve her zaman YANSIMA oluyor.

No comments: