Thursday, May 02, 2013

Bunlar Rahat Günlerin!


Herşey karşıdan yürürken gözüne kestirdiği herhangi başka bir anneye kısık gözlerle ve böyle sevecenmiş maskesini takınmış edasıyla yaklaşmasıyla başlar... Sanırsın mübarek annesavar! Zira bir süre sonra, kendisini görenler yandan yandan kaçmaktadır! Parkta, bahçede, konuda, komşuda, evde, günde, böreğini ısırırken tam mesela, başlar şakımaya; "Aaaahhh evladım aaahh! bunlar rahat günlerin, sen bir de büyüyünce gör bu çocuğu, dertler de nasıl büyüyor nasıl bilsen, çok zor, çooook!" O cümleyi duyduğum anda, tüylerim diken diken, damarlarımdaki kan çekiliyor, kendimi uzay boşluğuna bırakmak istiyorum! Çocuğunu dünyaya getirdiğine neredeyse pişman edecek, böreğin boğazında kalmasına sebep olacak çok ama çok bilmiş teyzegiller familyasından bir zat-ı muhterem. Yalnız teyzenin havası ilginçtir, sanki çok önemli bir sır veriyormuş gibi, senin keşfedemediğin ve asla da akıl edemeyeceğin bir değerli bilgiyi, senin için, kıymetli çeyiz sandığından çıkarır gibidir. Hatta utanmasa telif hakkı, reklam geliri filan isteyecek gibidir. Hani bebeğimin kız olacağını öğrendiğinde, "o da bişeydir" diyengillerin bir üst  ve felaket tellalı modeli.

Ben mesela, hamileyim, (Ada'ya, yani daha ilk çocuğuma, üstelik toy ve tecrübesizim, tam dişine göre bu teyzegilin) canım burnumda, yediğimi içtiğimi kusuyorum, doğumu düşünüp afakanlar basıyor, her kafadan bir ses, bir de internette binbir türlü doğum hikayesini okuyup daralıyorum, filan. Bu çok bilmiş teyzegil, en yakınından, herhangi bir komşunun içinden hortluyor birdenbire:

"Ayyy canııııım, ne hoş olmuşsun sen" diyor, -az sonraki gol için, ters köşeden pası verdiğini nereden bileceğim- tam yayılarak gülümseyip, "ehehehe teveccühünüz" diyecek oluyorum, kursağımda kalıyor, alıyor sazı eline, "Aaaayy kıymetini bil, bebeğin ne güzel karnında, ne yersen onu yiyor, nereye gitsen seninle gidiyor, dert yok, tasa, yok, bez yok, mama yok, bunlar rahat günlerin!!!" (suratta ağlamaklı, ekşi ve acıyan bir ifade) inan bana normal insanı depresyona sokar, depresif bir insanı intihara meyilli yapar, o derece yani! "Yani nasıııl yaaa, aman Allahım ben ne korkunç bir iş yaptım" diyorsun, daralıyorsun, hemen ardından bütün bunları düşündüğün için suçluluk duyuyorsun... Sonra kendi kendini teskin etmeye çalışıyorsun, "yok canım, o kadar da korkunç değildir herhalde!" diye. Aslında, bu teyzeleri toplatacaksın, sonra salacaksın üstlerine, kime-neye sinir oluyorsan, sonra seyreyle cümbüşü... Hatta bir zamanların mafyasına, savaşlara bile gerek kalmazdı kanımca.

Böyle, aniden yerden biter gibi ortaya çıkar. Sinsice avına yaklaşır, kısık bir sesle, ballandıra ballandıra anlatır. O an ki neşeni, mutluluğunu burnundan getirmeye ayarlı, ayaklı bir ses bombası gibidir. Çocuğun olur, hemen hemen her yaşında, her durumda, yanında bitiverir. Kimi gün parkta daha o gün tanıştığın bir anneanne, babaanne, kimi gün bir arkadaş (!), kimi gün bir komşu kılığında karşına dikilir. Çocuğunun her yaşında, "bunlar rahat günlerin, bi kıymetini bil" diye çemkirir adeta ve sana gün yüzü göstermez. Çocuklar doğar, büyür, bilinç artar, dünya değişir, teknoloji ilerler, çokbilmişteyzegillerde bir gram değişim yoktur. Vizyon, misyon hakgetire, sadece moral bozmaya, burnundan getirmeye ayarlı. Replik değişir, içerik değişmez: "Ergenliği var, gençliği var, sevgilisi olacak, evliliği var, e çocuğu olacak atacak senin üstüne o var, bu var, var da var yani"...

Ama ben akıllandım. Artık o kadar olaya hakimim ki, böyle teyzeler görünce, gözlerindeki parıltıdan, yanıma yaklaşırken ki bilgiç adımlarından anlıyorum ve hemen şöyle diyorum "biliyorum, teyze can, bunlar rahat günlerim", kendisini ustalıkla püskürtüyorum, teyze elinden şekeri alınmış çocuğa dönüyor. Sırrını biliyorum ya, sanırsın hayatı çözmüşüm, havalı havalı yanından ayrılıyorum. Bir de yetinmeyip, kafasına terlik fırlatsam, eski anne usulü, o zaman "İNSAN ayarları" moduna döner mi acaba? Bi sus teyze ya bi sus...

No comments: