Tuesday, May 14, 2013

Günlükte Geçen Hafta

Sondan geriye doğru geçen hafta....

Haftasonu İlayda'nın (kuzenim) geleceği haberi eve bomba gibi düştü. Kızlar çok mutlu oldular tabii. Eve çocukların ilgisini çekecek bir ablanın gelecek olması fikri bile kızları 2-3 saat kadar oyaladı :) Odalarına girip, ablalarına hediyeler hazırlamak istediler. Fısır fısır aralarında konuşup, notlar yazdılar. Hışır hışır hediye paketi sesleri, cıvıltılı kahkahaları ile hazırlıklarını tamamladılar. Akşam saatlerinde geleceği için, sabretmekte zorlandılar. Kapının arkasına tabure koyarak sürekli delikten bakmaya başladılar. Bununla da yetinmeyip, evin dış kapısına, "İlayda çabuk gel", İlayda seni seviyoruz" diye notlar yazıp pata fix ile yapıştırdılar. O arada sevimli notları kapıda gören Elif ablaları kapıyı çaldı. Kızlar heyecanla koştular. İlayda'yı göremediler ama Elif'i çağırdılar. O da "notlardan ve resimlerden bana da çizmenizi isterim, beni hiç böyle karşılamıyorsunuz diye de sitem etti". "Yoksa gelmem" diye de ekledi. Neyse o gidince, bizimkiler yine planlar kurarak tatlı tatlı sohbet ettiler. En sonunda İlayda geldi. Çok uzun zamandır görüşmedikleri için çok özlemişlerdi. İkisi ile de ayrı ayrı özenle ilgilendi, oyunlar oynadılar. Yaptıkları resimleri, hediyelerini (içinde minik minik paketler olan bir torba) verdiler, neşeli neşeli mırıl mırıl sohbet ettiler. O kadar ki, saat 11'de uyudular. Bu bizim ev için bir rekordu. Asla o saatlere kadar ayakta kalmalarına izin vermeyiz çünkü. Sadece bir günlük kuralı deldik.
Kapıya yapıştırılan karşılama notları


Neyse, bir ara Lorin İlayda'ya "sen genç kız olduğun için mi böyle kibarsın?" dedi. Dikkatle İlayda'nın tüm hareketlerini izledi, muhteşem çocuk hafızasına bire bir kayıt ettiğini düşünüyorum. İlayda da çok iyi bir rol-model şükür ki. Sabırla ikisiyle de oynadı, sohbet etti, resim yaptı. Çok keyifliydi ve tadı damağımızda kaldı. Buradan sesleniyorum, İlayda yine gel :).



Ertesi sabah, Elif ablalarının isteğini kendiliklerinden hatırlayıp, hediye, not ve resim çizip gizlice kapıya yapıştırdılar. Elif eve gelince sürprizlere çok sevindi. Ada, notuna bir de cep yapıp, içine hediyeler koymuştu, Elif çok sevindi ve neşe içinde oynadılar.
Elif ablaya hazırladıkları notları kapıya yapıştırırken.


Pazar sabahı malum anneler günüydü, çok aşırı anlamlar yüklemesem de, çok hoşlanmasam da, üzerimde baskı hissetsem de kutlamaktan da kendimi alamıyorum. Annem üzülür diye düşünüyorum ama itiraf edeyim, bana saçma geliyor. Yani bir gün değil her gün anlamında olduğundan ziyade, sadece sıkıcı geliyor işte. Anneannemizi kahvaltıya çağırdık, anneanne, büyükbaba ve dayı ile güzel bir gün geçirdik.

Dayılar çok eğlencelidir, demiş miydim?


Ada okulda bana bir kolye, bir de resim yapmış. Resimde görüldüğü üzere kağıdın yarısını simsiyah bir kalp kaplıyor. "Bu kalp neden siyah" diye sorunca da, dedi ki: "İçine kurşun kalemle not yazdım, kimse görmesin diye, sürpriz olsun diye boyadım" dedi...



Emre ile oyun oynamaya ve kahve içmeye gittik. Emre Lorin'in saçlarını okşayınca Lorin'in tepkisi şu oldu: Yanıma yaklaştı ve sessizce, "Tamam Emre'nin evlenme teklifini kabul ediyorum." Lorin, Emre'nin saçlarını okşamasını evlenme teklifi olarak algıladı :)



Koşuyolu parkına gittik. Çocuklar bayılıyor oraya, ama nedense çocuk oyun alanı yerine, spor alanına gidip duruyorlar, sizinkiler de öyle mi?



Göztepe Özgürlük parkına pikniğe gittik arkadaşımız Defne ile, çok da keyif aldık.




Oyuncakçıya gittik, çöps alıp durduk.


Öykü ve Defne ikilisinin evine gittik, oyun hamurlarıyla, oyuncaklarla ve çeşitli oyunlarla dolu bir gün yaşadık.


Ada'nın çantasına sürpriz resim eşliğinde notlar koymaya başladım. Amacım, hem ona sürpriz olsun, hem yeni desenler-modeller görsün ve hem de gününe eğlence-renk katmak...


Evde geçirilen zamanlar....

Mikadonun Çöpleri ile şekiller, desenler yapmak...


Boyama kitabı boyamak...


Ve nutella'dan parmak boyası yapmak :)





No comments: