Monday, May 27, 2013

Yaz Geldi



Salı günü Haftalık olağan buluşmamızı yapmak üzere Defne ve Zerrin'in misafiriydik. Ada ve Öykü okuldayken kızlar tatlı tatlı oynadılar. Okul çıkışında da ablalar eğlenceye katıldılar.








Çarşamba günü Lorin ile birlikte Ada'nın okuluna gittik, ikindi kahvaltısı için yiyecek bir şeyler götürdük. Bir ders saati de misafir olduk. Ada inanılmaz mutlu oluyor, Lorin'i gördüğü zaman. Derste akıllı tahtada matematik alıştırması yaptılar, tenefüste de yerden yüksek oynadılar.




Cuma akşamı kardeşimin de oyuncu olarak yer aldığı bir tiyatro oyununa gittik arkadaşım Zerrin ile. Oyunun adı RUTUBET. İnsanın yaşamında kaçabileceği bir yer olur ya hep bunun biraz daha psikolojik kökenli hatta hastalıklı sayılabilecek ölçüde bir soruna dönüşmesi ile birlikte, aslında büyük ve sinsi bir oyunun içinde olan Esra'nın öyküsünü anlatıyor oyun ve Türkiye 'de gerçekten çok önemli bir sorundan da bahsediyor, acı ama gerçek. Şu kadarını söylemeliyim ki, tiyatro zaten çok klişe olacak ama fedakarlık isteyen bir sanat dalı ama bu Tiyatro Açıkca oyuncularının ek olarak bir de farklı mesleklere sahip genç insanlar olduklarını düşünecek olursak saygım daha da artıyor.  Üstelik her yapılan şeyde emekleri var.





Sonra Zerrin ile oradan çıktık ve bir kahve içelim dedik. Kahve içelim hem de çocuksuz biraz kafamızı dağıtalım istedik. Kahve içerken bile çoğu kez laf dönüp dolaşıp çocuklarımıza geldikçe anneliğin cilvelerine şaşırdık, güldük. Tadı damağımda kalan bir geceydi...




O akşam tiyatroya giderken çocukları anneannelerine bıraktım. Çocuklar çok mutluydu, annemin oturduğu apartmanın bahçesinde çok güzel vakit geçiriyorlar çünkü. Bazen oyun oynuyorlar bahçede, bazen de fotoğrafta görüldüğü gibi resim yapıyorlar temiz havada...





Ertesi sabah da Ada'nın arkadaşı Ceyda'yı da alarak Valide Sultan Kasrına kahvaltıya gittik. Orada yan masadaki ailenin 2,5 yaşlarında bir oğlu vardı. Ve biz çocuğa adını sorduk, söylemedi, çekindi. Ardından annem, babam da sordular, o daha da utandı. Lorin ile arkadaş olurlar diye biz büyükler olaya el atmıştık ama sonuç alamadık. Lorin o ana kadar bizi izliyordu ve dedi ki:

"Ben şimdi hallederim"
Önce tavşan şekilli balonunu alıp çocuğun yanına gitti, çocuk bir adım attı ama yine çekiniyordu.
Bu kez Lorin geri geldi ve topunu alıp çocuğa attı. Çocuk hemen "gooool" diye bağırarak top oynamaya başladı. Lorin bize döndü ve dedi ki;
"Ben çözerim demiştim"



Ada ve Ceyda büyükbaba ile voleybol oynarken

Eve neredeyse günün büyük bir kısmını bitirince geldik, Ama Ada ve Lorin doymamıştı. Ada soluğu bahçede aldı. Bahçede çamurdan yemekler yaptı Ceyda ile. Artık eve dönüş vakti geldi. Aşağıdaki fotoğrafı da Ada'yı eve çağırırken camdan çektim.



Pazar günü ise arkadaşım Arzu ziyaretimize geldi. Terasta oturduk, sonra kızlarla oyun oynadılar kitap okudular. Ve yemek yedikten sonra bu hafta da böylelikle bitmiş oldu.


Lorin kedi olmuş, Ada da onu gezdirirken








Son olarak da bu haftadan bir anektod :)

Lorin babasıyla oyun oynarken bir bebek gerekiyor. Lorin "Bir dakika babacığım",  "Ben şimdi bir bebek çizip, kesip geliyorum" diyor. Ve hemen koşa koşa gidip, bir bebek çizip kesip getirmiş gerçekten de. Habip anlatınca hemen eklemek istedim.
Ne oldu, bebeğin üç kollu olmasına mı takıldınız? Onu da lütfen sanatçının yaratıcılığı kapsamında ele alalım canım :)









No comments: