Tuesday, July 16, 2013

Kitap, Park, Etkinlik


Tatil boyunca Ada'nın en çok yaptığı şey kitap okumak. Zaman zaman da kardeşine okuyor. Lorin hem çok hoşlanıyor, hem de kendisi uydurup okuyor. 




Abla kardeş bu yıl oyunlarda paylaşımda had safhada. Ada evde yokken, Lorin sürekli ilgi istiyor ve huysuzluk yapıyor. Çünkü artık gitgide oyunlar keyifli hale geldi.



Terasta mini aquapark yaptık, eee yarı olimpik havuzumuza bir de su kaydırağı lazımdı, o da gelince tam oldu :)




Anneanne ve büyükbaba perşembe günü iftarda misafirlerimizdi...



Ada okuduğu kitapları masasına dizerek fotoğrafını çekmiş, ben de paylaşmak istedim.





Tchibodan laminasyon cihazı almıştım, bu kadar seveceklerini bilmiyordum. Ben de çok eğlendim. Ev etkinliği açısından tavsiye ediyorum. Kitap ayraçları, kartlar ve bilimum başka şeyleri kapladık. Renkli stickerlarla süsledik. Ada'nın Maviş ayıcığı ve Lorin'in Kediş'i de bize eşlik ve seyircilik ettiler. Bizim düğün davetiyemiz kitap ayracı şeklindeydi, ilk iş olarak onu kaplayarak aleti denemek istedik, sonuç pek güzel oldu ve böylece kullanmayı da öğrenmiş olduk.












Kışın aldığımız çadırın üzerine Ada düşünce, çadır kırılmıştı. Habip de yenisini almıştı. Saklamış, ortaya çıkarmamıştık. Habip hemen kurdu ve kızları çağırdı. Çığlık kıyamet geldiler. Bir çadır çocukları nasıl mutlu ediyor. Tabii bu arada minicik salonumuzda bize geçecek yer kalmadı o ayrı...





Bir süre sonra Emre ve annesi arkadaşım Özge geldiler. Biz sohbet ederken çocuklar da oynadılar.




Ada ve Lorin'in arabaları Emre'nin pek hoşuna gitti.



Sonra gitme vakti gelince Emre gitmek istemeyince iş Ada'ya düştü. Çoktan razı olan Ada da evcilik oyunu oynar gibi, Özge'lere gitti. O gidince de Özge boş durmadı, fotoğraf merakımı da bildiğinden, çocukları çekip bana yolladı. Ada yokken Lorin'i oyalamak oldukça zordu. Ada'nın kısa da olsa gitmesini hiç istemiyor çünkü




Cumartesi akşamı arkadaşımız Arzu geldi. Kızlar çok sevindiler tabi ki. Habip Lorin'e kitap okurken, Ada da Arzu'ya kitap okudu.





Okuma seansımız terasta da devam etti.



Sonra çocuklar uyuyunca biz de çay eşliğinde sohbet ettik.




Pazar günü yine laminasyon aletinin başına geçtik. Lorin Defne için, Ada da Öykü için kitap ayracı yapınca, ben de arkadaşım Zerrin'e ayraç yaptım :)





Sırada basit ve ucuz bir etkinlik olan barbunya ayıklama var. "Ah Lorin, sen olmasaydın ben çok zorlanırdım" dedikçe, büyük bir gurur ve görev aşkıyla yapıyor :)



Akşamüstü parka gittik. Parka gitmeden kızlara giyinin dedik. Ada giyindi tamam ama Lorin, tayt giymem tüllü etek giyeceğim dedi. Kaydırakta kayamazsın diye ikna ettik. Pardon yanlış oldu, Lorin asla ikna olmaz, kendi isterse yapar. Neyse, tayt, tüllü etek  tamam ama üzerine de elbise giyeceğim dedi. Hiç uğraşmadım, "tamam" dedim. Eğer "tamam" demezsem, çekişiyor, çekişmenin sonunda mutsuz iki insan oluyoruz, sinirden birbirimizi çok üzüyoruz. O nedenle, istediği şeyleri, uyumsuz, kötü, uygunsuz olma pahasına "kendi" karar vermesi için rahat bırakıyorum. Bu durumda herkes mutlu oluyor. Neyse elbise olur mu dedi babası, Lorin de eteğin içine sokuşturdu elbiseyi, "bak oldu bile" dedi. Kolyesini ve kendi istediği tokasını da taktı ve artık parka gitmeye hazırdık.






Lorin hayvanları çok seviyor ve görünce asla dayanamıyor, hemen seviyor...




Pazartesi günü, ben kahvaltı hazırlarken, Ada ve Lorin legolarla oynuyorlardı salonda...



Oradan çadıra, çadırdan da ranzanın üstüne geçtiler.



Ranzanın hali de buydu işte, fırın en tepede, çünkü orası mutfak.


 Sonra da iki kafadar, akıllarınca kılık değiştirip, teyze olmuşlar ve kikir kikir yanımıza geldiler :)




No comments: