Tuesday, August 06, 2013

Doğdum


Ben doğdum, fiziken bir doğuştu evet, sonra anne oldum iki kere daha doğdum. Dünyaya bebeklerimle gözlerimi tekrar açtım. İçimden fışkıran annelere hayret ve şaşkınlıkla baktım. Sevginin, anneliğin gücü karşısında yerlere kadar eğildim. Zaten gökyüzüne çoktan ulaşan başım, yerlere eğilmekte sakınca görmedi, hiç yüksünmedim.

Doğdum, çocuk oldum. Gökyüzü kadar berrak ve saftım. Hayat eğlenceliydi, elma şekeri gibi taptatlıydı. Bütün mekanları oyun alanına çeviren, zamanın olmadığı, tüyden hafif, ay kadar parlak, sihirli zamanlardı. Su gibi geçip gitti, bir daha da geri gelmedi. O zaman yemin ettim, çocuklarım için bu anları şölene çevirmeye yemin ettim.

Doğdum, yazmaya çocukken günlük tutarak başladım. Annemin okuduğunu keşfetmemle, her gün alttan alttan isteklerimi, dileklerimi yazmaya başladım. Günlüğün en sonuna, "keşke walkman alsalar bana, keşke tekerlekli patenim olsa" diye yazdım. Sonra yazılarımı yazmaktan daha çok, paylaşmanın beni mutluluğun doruklarına ulaştırdığını hissedince, yazmaktan asla vazgeçemedim.

Doğdum, acılar yaşadım. Sandım ki bu acılarla yaşanmaz, sandım ki ben öldüm. Ölmedim, şairin dediği gibi "ölüm gibi bir şey oldu, ama kimse ölmedi". Her defasında çocuklarıma sarıldım, yaşamaya devam ettim. Her acıda güzel anıları hatırlamayı ve yaşadıklarımdan ders çıkarmayı düstur edindim, hayatımdan gidenleri asla unutmadım, unutamam. Eğer unutursam asıl o zaman öleceklerini bildim.

Doğdum, insanlar tanıdım. Herbirinin dili, dini, rengi başkaydı. Herbiri beni zenginleştirdi, yepyeni renkler ve tonlarla tanıştırdı. İnsanları asla ayırt etmemeyi, ötekileştirmemeyi önemsedim. Bu insanların hayatımın en değerli hazineleri olduklarını öğrendim.

Doğdum, duvarlara sayısız kere tosladım. İnsanlara çoğu kez "artık şaşırmam" desem de şaşırdım. Sonra bunun nasırlaşmamak , katılaşmamak olduğunu gördüm. İnsanlara güvenmeye her daim devam ettim. Bazen kabuk bağladım, bazen kanadı yaralarım, olsun, ben bunlarla büyüdüm.

Doğdum, okullara gittim. 'ÖĞRENCİ'lik annelikten sonra hayatım boyunca hiç vazgeçemediğim ve tutkuyla bağlandığım ikinci hayatım oldu.

Doğdum, sonra büyüdüm, ben büyürken her şey hızla küçüldü. Bazen küçülenler insanlardı, bazen değerler. Hayretle bakakaldım. Tüm bu küçülenler, değersizleşenler içinde, varlıklarıyla renklerimi parlatanlar, bakış açılarıyla yelpazemi genişletenlere sıkı sıkıya sarıldım. Hayatı kolaylaştırmayı ve keyif katmayı seçtim. Tercihlerin insan hayatını nasıl da belirlediğini öğrendim. Ve öğrendim ki, "hayat yalnız çekilmiyor"...

Okullar, etiketler, hırslar, acılar, zenginlikler, keyifler, mutluluklar, tüm yaşananlardan, beni ben yapanlardan yani hayattan geriye kalan en değerli şeyler BİRİKTİRDİKLERİMİZ,  yani ANILARIMIZ. Anıların mimarları ise dostlar ve arkadaşlardan başka nedir? Anılarımı oluşturduğunuz için, hayatıma kattıklarınız için, beni unutmadığınız için çok teşekkür ederim. Asıl siz İYİ Kİ VARSINIZ :)








No comments: