Thursday, September 12, 2013

RÜYA...



Sonra bir gün biter rüya. Uçmuşsundur, görünmez kanatlarını onun sayesinde hissetmişsindir. Onun bakışları derinlere işler bir tek. Herkesle sadece ve hep onu konuşmak ya da sadece her şeyi onunla konuşmak istersin. Kuralların delinmesini, yeniden kabuğunu kırmayı, kozandan dışarı çıkıp nefes almayı başarabildiğinde "onsuz olmaz" bilirsin.

Zaman geçer, her şey öyle hızlı ve apansız olmuştur ki başın döner. Bu çıktığın yolculukta, duygularına doğru kulaç attığında, içinde yepyeni okyanuslar keşfettiğinde, onu severken, kendini de ne çok sevdiğini görür, mutluluğun doruklarına tırmanırsın. Tırmandığın dorukta, tam manzaranın keyfini sürüp, içindeki kilitli odaları açmayı başardığın bir an gelir. Odalara girersin, yeni keşifler, yeni heyecanlarla dolar taşar, asla kelime bulamazsın, anlatamazsın, zaten kimse de anlayamaz. Başkasını sevmek, kendini de sevmektir en çok da. Kendinin de ne değerli olduğunu hissetmektir daha da çok. Sınırları zorlamakta sakınca görmemek, uçlara kadar korkmadan gidebilmektir bir de. İçine yaptığın yolculukta ilk kez mola vermek istemez, hiç durmadan gitmek istersin. Yol hiç bitmesin ve bütün yollar ona çıksın istersin. İçine akan o ılık hazzın içinde boğulurcasına yüzmek istersin. Onu paylaşamadığını anladıkça ürkersin. Bu ilkel duyguyu ehlileştirmeye çalışırsın kendini eğitmeyi başarmayı istersin. 

Sen böyle debelenirken, bir mutluluğun doruğuna, bir en diplere gidip gelirken, birden beklenen olur. Beklentiler girer devreye. Her tarafın beklentisi farklıdır oysa. "Ama"lar, "belki"ler, "keşke"ler, "öyle demek istemedim"ler havaya karışır, puslanır hava aniden, bulanır sular. Doruktan, hiç düşmem sandığın o en yüksekten, burun üstü çakılırsın. Görünür hasardan çok daha fazla enkaz içeride vardır. Ayağa kalkmaya çalışırsın, yardım eder, elini tutar sanırken, yine duvarlar çıkar karşına, toslamaya başlarsın. En tanıdık duygu budur, alıştığın... Duvarlara toslamayı iyi bilirsin en çok. Yine de zorlanırsın, belli etmezsin ama hala elini tutmasını, kalbine dokunmasını, içindeki odaları zorlamasını istersin. Çünkü hala yüreğin onun avuçlarındadır, bitmez hemen, bitemez...


4 comments:

Çiler said...

Girnee, nen var kuzuumm ??

Girno said...

Konu "biz" değiliz, daha genel bir yazı :)
Neyse ki biz daha "ama"lar, "belki"ler aşamasına gelmedik ;)

Unknown said...

'hayat avuçlarındadır insanın,avuçlarında tuttuğun kadardır' :)

Girno said...

:)