Sunday, September 08, 2013

Şakacı Güneş


Şakacı bir güneş ışığı odanın camından içeri göz kırparak girince, yerdeki rengarenk yansımaları gören kızım Ada ağlayan asık suratı aydınlanarak bana bakıyor, uzun kirpiklerinin ardından "aaaa bak gökkuşağı gelmiş acaba nereye saklanacak, hadi bulalım" diye koşturmaya, yatağın altına, oraya, buraya bakmaya başlıyor.


O bir Zihni Sinir, bir mucit

O hiç susmaz

O hiç yorulmaz

O hiç unutmaz

O tam bir abla..


Bir çocuğun içinden fışkıran yaratıcılığı şöyle salıverirseniz çayıra, baskısız ve kuralsız, size eğlenceli bir hayat arkadaşı çıkıverir birden. Müthiş bir klavuzdur ayrıca, elinizden tutar, gözlerinizi bağlar, bilinmeyen bir dünyanın kapılarını açar ve cesurca adımlar atar, sizi  de sürükler ardından. Gönüllü bir sürükleniştir bu ve bir o kadar da eğlencelidir...







İkinci kez anne olmayı çocukluğumu ikinci kez doyasıya yaşamak için mi istedim, kızıma kardeş olsun diye mi, doğum ve sonrasında yaşanan o şahane varlığa duyulan aşk hallerini mi bilmem, ben galiba ikinci kez çocuk olabilme ihtimalini sevdim.

Çocukken anneanneme ulaşmak için uzun şehirlerarası yolculuklar yapardım, hiç bitmezdi sanki ve her mola yerinde başka bir dünya, başka bir rüya başlardı. Sonradan rüyalarımda sıklıkla tekrar tekrar bindiğim o eski model otobüsleri hala özler dururum. Her mola yerinde bir anı birikti en güzeli de bu... İşte o tadı tekrar çocuklarımla yaşıyorum. Kendimi tamamen onların çocukluğunun şakımasının kollarına bırakıyorum ve beni alıp götürüyorlar kendimden.


Bir renk cümbüşü var hayatımda, markete yürüyerek giderken dünyanın en güzel yeri vardır mesela yol üzerinde tamamen onların eseri. Her gün mutlaka basılması gereken taşlar vardır. Her gün söylenen şarkı ve her defasında Lorin'in sorduğu sorular... Ada ablam desin ki, Lorin desin ki ile başlayan bitmeyen diyaloglar...


Eğer içinize çekerek çocukluğu, çocuğunuzla yaşarsanız o kadar çok şeyi en yalın haliyle öğreniyorsunuz ve elinize verilen bu muhteşem fırsatı, dünyayı sizin aracılığınızla tanıtma ve bir çocuğu şekillendirme yani şekillendirme derken özgürlüklerinin farkında, özgüvenli ve sorgulayabilen bir insan yetiştirmenin müthiş hazzı geçiyor. Beni asıl ilgilendiren,çok eğlenceli bir hayata bakış açısı...


Herkes çocukluğunu özler durur, ben bunu artık anlamıyorum çünkü istersen kendini kaptırırsan bunu tekrar çocuğunla yaşamaman işten bile değil. Üstelik hem onun en önemli anlarına tanıklık edeceksin, hem beraber keşfedeceksin, hem yeniden çocuk olacaksın ve hem de tertemiz, bembeyaz bir beyinden, pencereden dünyaya bakacaksın...

No comments: