Friday, September 27, 2013

Seni Okumak



Her gün yeni bir yaprağını okuduğum bir kitap gibisin. Bazen kelimelerin altını çizmekte sakınca görmüyorum. Sindire sindire, kelimeleri aklımda tekrarlaya tekrarlaya ezberlediğim, tadına doyamadığım şahane bir kitap. Hem sonu gelsin diye heyecan duyup, hem de hiç bitmesin diye usulca okuyorum. Sonra gerçek cümlelerin içinden çıkan, aslında görünür olmayan ama hissedilen alt okumaları da yapıyorum. O zaman sanki bir değil, bir kaç kitabı birarada okuyor gibi oluyorum. Biri bitmeden, diğeri başlıyor, o bitmeden bir diğeri. Bazen öyküler içiçe geçiyor, bazen zorlanıyorum bağlantıları kurarken. Okyanusun derinlikleri gibi insan ruhunun da sayısız odaları, karmaşık labirentleri, eşsiz güzellikleri var. Eğer farkına varamazsan, sığlaşıyor, yüzerken dizlerin zemine çarpıyor, canın da yanıyor, keyfin de kaçıyor... Ne renkli bir balık, ne muhteşem güzellikte bir deniz bitkisi göremiyorsun. Bu yetmiyormuş gibi canının yanması da yanına kar kalıyor. 

Bazen kelimeler kanatlanıyor, heyecanla uçmaya başlıyor. Her birini tek tek yerlerine indirmek zaman alıyor. Onca neşeli kahkahanın ve kanat seslerinin arasında, senin de kelimelerin dizginlerini kırıp, onlara eşlik etmeye başlıyor. İçinde bir şarkı çalıyor o zaman. İçinde çalan şarkıya dans ederek eşlik ediyorsun. Yüreğinden kalkan bir kelebek sürüsü, kanatlarıyla içini gıdıklıyor ve ruhunda başka bir serüven başlıyor. Başka başka kelebekler de kozalarını kıracak cesareti buluyor böylece. İçinde, bilmediğin bir yerlerde, derinlerde dalgalar kabarıyor. Sular bulanıyor, heyecandan evet ama sonra yerini suyun şiddetiyle yıkanmış kumlara, güneş kadar parlak deniz taşlarına ve içinden inciler taşan midyelere bırakıyor. 

Kitabın sayfalarını bazen titreyerek açmaya, yudum yudum içmeye devam ederken, dünyevi sesleri duymadığın, insanları sadece gölgeler olarak algıladığın, kendi renklerinle aydınlandığın, büyülü anlar geliyor. Kendine ayna tutmayı kolaylıkla başarabildiğin, içinin tüm renklerini ancak seni tamamlayan o "ruh"un kitabının sayfalarını çevirirken keşfettiğini farkettiğinde sihirli bir dünyanın anahtarını elinde tutmanın hazzını yaşıyorsun. Sen onu değil, kendini keşfediyor, sen onu değil, kendini anlıyorsun, sen onu değil kendini okuyorsun. Yani sen aslında o oluyorsun.

2 comments:

sebuş said...

Süper! kalemine, yüreğine sağlık güzel kapli iyi gören arkadaşım benim..

Girno said...

Sebuş :) canımm, güzel bakan güzel görür, sen de öylesin <3 teşekkür ederim...