Thursday, September 26, 2013

Size de Olur mu Hiç?


Size de olur mu hiç? Duymaya ihtiyacım var. Gücünüz tükenir bazen, sanki biri şırınga ile hepsini çekmiş gibi olur. Kapılar kapanır, yollar tıkanır, umutlar bitme noktasına gelir. Biten yolların birinde bir sapak belirir ama sapağın başında durur, nereye dönsem diye kalırsın. Yanında, yörende bir ses, bir ışık ararsın, hangisi doğru dönemeç bilmek istersin. Kararsızlıklar içinde kıvranırsın. Size de olur mu? Duymak istiyorum. Çaresiz hisseder misiniz siz de? Hayat bir dur bekle beni, kendimde değilim, az sonra döneceğim dediğiniz zamanlar...

Size de olur mu? Yapmak istediklerinizi, hep bir gün yapacakmış gibi yaşarken, gün gelir, vakitlerin kalmadığı, zamanın hızla akarken, içinizi törpülediğini ve belki yorulduğunuzu hisseder misiniz? 

Size de olur mu? Duymak istiyorum. En çok beraber olmak istediğiniz, değer verdiğiniz insanlara tam da ihtiyacınız varken ulaşamadığınız. Yana yana kaldığınız. Kalbinizin patlarcasına attığı, gözünüzün hiç bir şeyi görmediği, göremediği anlar, olur mu hiç size de? Duymak istiyorum...

Size de olur mu hiç? Değer verdiğiniz birine, önce kızdığınız, sonra kızdığınız için kıyamadığınız, onun üzülmesiyle de tüm kızgınlığınızı unutup, onu üzdüğünüz için kahrolduğunuz, üzüntüden yere göğe sığamadığınız, olur mu hiç? Tam o anda hayata dair tüm planlarınız anlamını yitirir mi? O trenin kompartmanlarında güzel manzaraları izlerken, simsiyah bir dumanın manzarayı katlettiği yetmezmiş gibi, boğazınızı yaktığı olur mu hiç size de? Duymak istiyorum...

Size de olur mu bazen? Birileri acı çekerken, sizin gülemediğiniz, kahkahanızın boğazınıza takılıp kaldığı, yediklerinizi bir türlü yutamadığınız, yapabileceğim birşeyler olsa diye, dönüp durduğunuz, olur mu hiç size de?

Size de olur mu bazen? Duyguların çıkardığı en yukarılardan, hızla yere çakılmak, çakılırken de yakalama mesafesinde olanların sizi tutmaya çalışmadığı anlar. Düştüğüne değil, o insanları hayatına soktuğuna kahretmek...

Size de olur mu bazen? Tüm olumsuzluklar içinde, hayatın tüm zor dönemeçlerinde herkesi, herşeyi unutturanlar. Gözlerindeki, sesindeki hüznün, sıkıntının anında size de bulaştığı insanlar. Bir tek sözüyle, uçurup, tek bir hareketiyle coşturanlar. İçinizdeki nehirlerin önüne, sönen tüm umutlarınızı katıp akıttığı, yepyeni ışıltılara kanat çırptığınız, gözlerinizi yanında açmak istediğiniz, gökyüzünü beraber izlemek istediğiniz insanlar. Hani dalıp da derinlerde vurgun yemeden kulaç atmayı başardığınız ve ilk açtığınız istiridyenin içinde bulduğunuz inci gibi insanlar...

No comments: