Wednesday, September 04, 2013

Tatil Matil


Lorin bu yıl okula başlayacak. Çok da heyecanlı üstelik. "Okul kıyafetleri süslü değilse almayalım" dedi, "ben süslü kıyafet isterim" dedi. Alırken sıcaktan denemek istemedi, sinirlendi. Ama aldıktan sonra çok beğendi, giyinip "ben bunlarla uyumak istiyorum" dedi. Giderken lunaparkın yanından geçtik. Çocuklar hemen söz aldılar bizden, dönerken uğramak üzere...


Lunaparkda çok eğlendiler, twister roaster denen raylı, döne döne giden heyecanlı alete binmek istediler. Yalnız bırakamadığımız için biz de onlarla bindik. Biraz adrenalin salgısından sonra, hep birlikte indik. Bir daha da binebileceğimi sanmıyorum, çok eğlendiğimi söyleyemem. En çok çarpışan otoyu sevdiler, defalarca bindiler ve çok eğlendiler.






Tam lunaparktan çıkacaktık ki, dövme yapan abla ve abilerle karşılaştık. Kızlar hemen kedi dövmesi yaptırmak istediler. Ben de onları beklerken, elime sonsuz işareti ile kızların ismini yazdırdım.





Tatil için Bodrum'a gidecektik. Bodrum'da da Öykü ve Defne ikilisi tatildeydi. Ama bizim gidiş tarihimiz ile onların dönüş tarihi aynıydı. Anneler telefon ile konuşarak olayı hallettiler. Yani bizim için, tatillerini uzattılar. Kızlar havalara uçtu tabii. Hemen Öykü ve Defne'ye resimler yapıldı, notlar yazıldı.






Tatile gitmeden önceki son gecemizde, önce Burak sonra da Emre dayımız ziyaretimize geldi. Boğuşmalar, kitap okumalar, oyunlar, uyku saati sarkmaları... O kadar da olacak, bunca eğlenceye uykular feda olsun :)



Ve sabah erkenden uyandık, havaalanına doğru yollardayız. Ayıcık ve biz hepimiz çok mutlu ve mesuduz.




Havaalanında bulduğumuz standda kızlar resim ve boyama yaptılar.



Uçağın kalkmasını beklerken oyun oynamadan olmaz. Kenarlardan düşmeden yürümece oyunu.




Ve uçağa biniyoruz.


İlk önce yer ayırttığımız yer böyleydi işte. Ama biz orada bir gece kaldık, çünkü hem çok hoşlanmadık, hem de arkadaşlarımızla aynı yerde kalmak istedik.






Geldiğimiz anda, denize girdi çocuklar, kumlarla oynadılar, akşam yemeğine bile zorla götürdük.






Akşam büyük buluşma gerçekleşti, kızlar sarmaş dolaş oldular. Cıvıltıları, neşeleri bize de bulaştı, oynamaya doyamadılar. Onları gece yarısı zor ayırdık.


Sabah kahvaltı sonrası Zerrin'in bizi almasıyla, onların kaldığı yere doğru yola çıktık.




Bu kez geldiğimiz yeri daha çok beğendik. Hem çocuklara uygun bir yerdi, daha da önemlisi arkadaşlarımızla aynı yerde kalıyorduk. Hemen yerleştik. Yeni arkadaşımız Alya ile tanıştık ve eğlenceli oyunlara başladık.






Çocuklar kaldığımız yere doluşunca, atölyemiz de kendiliğinden kuruldu. Resim yapmalar, sergi açmalar, ablaların ipuçları doğrultusunda hazine avına çıkmalar var sırada. Hazine avı gerçekten keyifliydi, kaldığımız yerin bahçesine değişik yerlere ipuçları yerleştiren Ada ile Öykü, minikler Lorin, Defne ve Alya'nın bulmasını sağladılar. Bu macera dolu oyunda çok da eğlendiler.





Ada'nın yaptığı kedi. Aslında çok güzel şeyler yaptılar ama ben hepsini fotoğraflayamadan götürmüşlerdi...




Bu tatlı yorgunluğun üstüne yüzmek iyi gider diye yüzdüler de yüzdüler.




Havuzda kakaolu süt keyfine kim hayır diyebilir :)




Bodrum Ortakent'te gece yürüyüşleri manzaraları...






Duş sonrası aktiviteleri...




Plaj hatıraları...



Gece gezmeleri...




Hiçbir an, kalemsiz, deftersiz, boyasız renksiz olmaz, olamaz...




Plajda ağaca tırmanmanın mutluluğu paha biçilemez.


İksir yapmanın dayanılmaz zevki.




Parka gitmeler, oyuna doymalar, pardon hiçç doyamamalar...






Köprü hatırası, inşaat manzaralı ama olsun :)



Yürüyüşe çıkmadan Beyaz'a sarılmak gerek.





Yürüyüş yaparken mandalina ağaçları ve böğürtlenler eşlik etti bize.



Gözleme yemeden önce teyzeleri izlemek gerek, soru yağmuruna tutmak gerek.






Plaj havlusunda evcilik saatleri var sırada.





Can abiden mandalinalı dondurma almadan ve sohbete dalmadan olmaz.





İşte son sabahımız ve son kahvaltımız.



Vee artık evimize dönüyoruz.


No comments: