Friday, October 25, 2013

Başkalaşım



"John Malkovich Olmak" diye bir film vardı, bilenler bilir. Filmin kahramanının beynine giren tünel gibi bir yol var. O yolu keşfeden birkaç kişi de John Malkovich’in beynine giriyor. Ve artık sanki o kişi oluyor, hayata onun gibi bakıyor, bambaşka bir boyuta geçiyor, çünkü kendinin de farkında.

Tıpkı bu filmdeki gibi çoğu kez Lorin veya Ada’nın açtığı pencereden dünyalarına balıklama dalış yapıyorum. O zaman her şey başkalaşıyor. Hayat, olaylar, oyunlar, kurgular, duvarlar, yapılar! Kelimenin tam anlamıyla BAŞKALAŞIYOR! Çoğu zaman, kalıplarımın yıkılmasını, esnekleşmeyi onların bu fütursuz dünyalarına dalabildiğim için yapabildiğimi görüyorum.

Belki de annelerin, annelerimizin esnekliği, çocuk dünyasına daha yakın olmasından kaynaklanıyor, sertliği ile övünen geleneksel babalarımızın aksine. Bir tiyatro yönetmeninin kardeşime esnek bakış açısını yakalaması için çizgi film izlemesini öğütlemesi gibi…

Ben yaşayan, var olan, sınırlandırılmayan, çocuklarımın dünyasına oyunlarına bodoslama dalınca, kendimi çocukken seyrettiğimiz “değiş tonton” çizgi filminde gibi hissediyorum. Ben şekilden şekle girerken, dünyanın nasıl da renkli bir yer, oyunların nasıl da insanı zenginleştiren bir şey olduğunu hayretle görüyor, artarak çoğalıyorum. İsmin e hali, de hali gibi, bu da hayatın empati hali belki. Ya da duvarların yıkılma hali. Böylece ne sen ne de bir başkası duyguları yüzünden gereksiz duvarlara toslamak zorunda kalmıyor.

Siz deyin empati, ben diyeyim onun dünyasına dal ve yaşa! Eğer bir kez çocuğun dünyasına giden yolu çıkarabilirseniz, bir dahasında olayın bağımlısı olacak, elinize cep telefonu oyunlarını almak yerine, büyülü bir serüvene dalacaksınız. 

No comments: