Wednesday, October 09, 2013

Günlerden Günlere



Uyku öncesi abla kardeş, boyama ve resim yaparken...




Ada'nın güneşi. Bir dönem sürekli gökkuşağı yaptı Ada. Bu aralar da güneş yapıp duruyor. Ben de bu güneş resmini çok sevdim, kendisi gibi sıcak, parlak ve sevimli...



Sibel abla bize geldi. Lorin ve Ada bu işe pek sevindiler. Her sabah okula giderken, cuma gününe kadar kalsın, bu gece de kalsın, daha çok kalsın pazarlıkları ile gittiler. Oyunlar oynadılar, sohbet ettiler. Burada da
Ada ders çalışırken, Sibel ile Lorin de boyama yaparken görülüyor.







Lorin'e öğretmeni ödev vermiş. Bu ödeve göre, arkadaşlarının adlarını yazarak kutulara fotoğraflarını yapıştıracak. Bütün her şeyi kendi yapmak istedi. Fotoğrafları kendi kesti, kendi yapıştırdı ve isimleri bana bir kağıda yazdırarak kendi yazdı. Güzel olmadı belki ama her şeyiyle kendisine ait bir ödev oldu. Ada da böyleydi, asla izin vermezdi herhangi bir yardıma. Hala da aynı şekilde davranıyor.






Çılgın Hırsız 2 filmine gittik. Ada ilk bölümünü okulundaki sinemada izleyip, çok beğenmiş. Sinemada da gitmek istedi. Filme girmeden Ada'nın anaokulundan arkadaşı Can ve annesi ile karşılaştık. O da bizimle filme girdi. Ada ile tatlı tatlı sohbet eden iki arkadaş, aynı zamanda da filmi izlediler. Filmi hepimiz çok beğendik.




Ada ile Lorin hamur oynarken...




Uyku öncesi puzzle yaparken...



Emre dayı özler ve gelirse...



Çamlıca tepesinde Ada ve Lorin klasik bir şekilde, her zamanki gibi iksir yaparken. Bu iksire ketçap, mayonez, çay, su, tuz, şeker ve çevrede ne var ne yoksa konur, karıştırılır, pet şişelere konulup eve getirilir.







Çiğköfteyi çok severim yani aslında bayılırım. Ama yapmayı bilmiyorum. İşin uzmanı arkadaşım Sibel evde misafir olunca, Habip'e yoğurma kabını alıp, yoğurmak düştü. Aslında malzemelerin kalitesi ve miktarı ile sırası çok önemli çiğ köfte yaparken. Habip de neyse ki bu işi alnının teri ile yapmayı başardı. Lorin ve Ada da hem terini silerek hem de malzemeleri taşıyarak çıraklık ettiler. Evet çiğ köfte başlı başına harika ama ben asıl, yapılırkenki aşamalarını seviyorum. Hep birlikte malzemeleri hazırlamayı, sofralar kurmayı ve beraberce oturup yemeyi. Bu bir kültür aslında ve bence bütün yerel değerler gibi çok da kıymetli :)







No comments: