Friday, October 18, 2013

Hayat Bayram Olsa :)


Ada'nın okulunda bayramdan önceki hafta perşembe günü bayram temizliği yapıldı. Ada temizlik için evden cam sil, bez, bir paket ıslak mendil, peçeteler vs. götürdü. Ada sınıflarını temizlerken çok eğleniyor. O gün okula daha bir istekli gidiyor. Sonra da cuma günü bayram kutlaması yaptılar. O gün okula serbest kıyafet ile ve bir paket de şeker ya da çikolata ile gidiyorlar. Ada da "anne şeker alma, herkes çok getirdiği için artıyor. Sen bana bir sepet ver" dedi. Ben de söylediğini yaptım. Okuldan büyük bir gurur ile geldi. "Anne bu sepeti gelen çikolata ve şekerleri koymak için istedim. Öğretmenim sınıfa girer girmez elimdeki sepeti gördü ve "süpersin Ada" dedi. Çok mutluyum" dedi :)






Lorin'den her şart ve durumda kitap okuma halleri...



Arkadaşım ile diş hekimi ziyaretimizde, ortalığı karıştıran ve ara ara çocuklar için ayrılan köşede resim yapan Lorin...




Sabah okula gitmeden önce, tokasını yakasına takarak, yeni bir akımın öncüsü olan ve masasının üstüne sandalye koyarak oturan ikoncan Lorin :)



"Sibel benimle oyna" diye arkadaşımın yakasından düşmediler, böyle oyuncu çocuklarım var işte. Ve eve gelen herkesi kendi arkadaşları sanıyorlar.








Lorin'in şekilden şekile sokarak sandalyenin formunu değiştirip, eşyanın kendisini sorgulamasını sağlayacak bir çalışması...



Boğaz havası alarak, Gülhane'ye arkadaşlarla buluşmaya gitmenin paha biçilmez mutluluğu, yollardayız şimdi.




Ada ve Lorin, Diren ile buluşur. Gülhane'de park keyfi yapılır, iki minik asi ruh, olgun abla eşliğinde eğlencenin tadına varır.



Anneler bakır demlikte demli çay, etkileyici manzara eşliğinde, ortamın büyüsüne kapılmaya çalışırken, üç çocuk tarafından sürekli tacize uğramaktadırlar. Çözümü boya kalemlerini çıkarmakta bulurlar. Kısa da olsa keyifli sohbet başlar.






Sohbete doyamayınca, evde devam edilir. Başrolde çay olsa da, çocuk gürültüsü eksik olmadan, bir arkadaşın daha eklenmesiyle sohbet tam gaz sürer...




Gün keyifliydi ama bitişi biraz can sıkıcıydı. Lorin'in tüm vücudu kızarıklıklarla dolunca, soluğu acilde aldık. Eve varamadan Lorin bir iğne yedi. Ancak toparladı. Alerjik bir reaksiyon oluşmuş vücudunda. Belki soğuk algınlığı için verdiğim şurup, belki başka bir yiyecek, bilmiyoruz. Bundan sonraki üç gün boyunca acile taşındık, bayram sonrası alerji testi yaptıracağız. Sonuç o zaman belli olacak :(

Acile gittiğimiz ilk gün kelebek kanatlarını taktı Lorin.



İkinci gün iğneden koktuğu için Ada kendisi için en değerli oyuncağı olan, Maviş'i verdi Lorin'e güç vermesi için. Ada gelmedi, çünkü Lorin iğne olurken kendi bacağı acıyormuş ve dayanamıyormuş. Ağlamamaya çalıştığı için de boğazı acıyormuş :( Kıyamam, ablalık işte...




Sıramızın gelmesini beklerken, bazen parka gittik,



Bazen kahvaltı ettik.




Ada bütün sabrıyla Lorin'e sayıların hangisi küçük, hangisi büyük kavramını öğretirken...




Uyumadan önce, legolardan kule yapılır ve süt içilir.




Lorin'in özgün çalışması, "bu resim üç boyutlu anneeee"



Elimize geçeni atmayıp, artık biriktirme kutusuna koyunca, ortaya şenlikli ve renkli çalışmalar çıkabiliyor. Bu da onlardan biri işte. Ada'nın lunaparkı :)







Ada yapar da, Lorin eksik kalır mı? Bu da Lorin'den işte.




Lorin bayramda anneannesini ziyarete gidince bunu çizdi, bu resimdeki benmişim :)




Bu da Ada'dan bir baba çizimi :)



Anneannede, en büyük dayım vardı. Dayımı çok seven Lorin, afiyetle yemeğini onun ellerinden yedi. Dayım var diye de çok mutlu oldu. Yolda bana "çot heyecanlıyım anne" dedi.




Akşam halleri, çocuklar için eğlenmek nasıl da kolay, ucuz ve basit :)




Bir de bayram da çiğ köfte yaptık. Malzemeler zaten vardı. Arzu  ve ben isteyince de Habip bizi kıramadı. Emre de katılınca keyifli bir akşam oldu. Çiğ köfte mi, nefisti, sanırım bu işi kıvırdık :)







No comments: