Monday, October 28, 2013

Yörüngeler


Bilgiyle gücün bir araya gelerek oluşturulan söylemlerle sürekli bir şeyleri örtbas edip gizlediğimizi belirten Foucault, ifadelerin oluşumunun ve söylemsel oluşumlara dönüşümünün genel sistemini aramıştır.

Nietzsche'nin izinden giden Foucault, "şimdinin tarihi"ni yazarak, yörüngeleri çözümlemekte, kalıplaşmış ilişkileri belirlemeye çalışmaktadır. Bireylerin modern iktidar/bilginin sonuçları olarak nesneler ve özneler şeklinde nasıl kurulduklarını araştırmaktadır.

Çocukları önce kalıplaşmış ilişkilerin içine sokuyoruz sonra da bu kalıplardan onları anlamaya çalışıyoruz. Oysa hiç bir çocuk hiç bir kalıba sığmaz, her çocuğun kendi yörüngesi, kendi çizgisi, kendi rengi, kendi kokusu, kendi dokusu vardır.

Kendi yörüngelerimize sabitlenerek kendimizi tek bir renge sıkıştırdığımız yetmiyormuş gibi çocuklarımızı da kendi yörüngelerinden kopararak bizim yörüngelerimize çekiyoruz. Oysa kendi yörüngenizden sıyrılıp çocukların yörüngesine daldığınızda gündelik hayatın yörüngesinde bulursunuz kendinizi. Kendi renginizden sıyrılıp dünyanın binbir rengini görüverirsiniz birden, zira çocukların yörüngesi indirgenmemiştir, bütün renkleri yörüngelerinde barındırır çocuklar...

Çocuğu kendi yörüngesinde var edebilmenin yolu, çocuğu, kalıplaşmamış ilişkiler dünyasından kopararak bizim kalıplaşmış ilişkiler dünyamıza sokmamaktan geçer.

Foucault, baskın, görünür yörüngelerin dışında kalan görünmeyen yörüngeleri görünür kılmıştır, biz de en azından yanı başımızdaki yörüngeleri görmeye çalışabiliriz...

Çocuklarda anlamın geçirdiği evreleri yakalayabilmek, çocukların kendilerini nasıl kurduklarını izleyebilmek için onların yörüngelerine ulaşabilmeliyiz...

No comments: