Friday, November 01, 2013

Dalmak


Bir şeyi gözlemleyip hemen o anda ambalajlayarak paketleyebilirsin. Bu rahatlık da verir. Artık o şey hallolmuştur. Oysa o anki gözlemine her an eklenen yeni veriler, sana eklemlenen yeni bakışlar var, yeniden gözlemeni gerektiren.

Hayatı paketlemek rahatlık verir ama hayatı anlaşılmaz kılar. Sürekli yeniden bakmak adacıklarınızdan çıkıp dalmayı, yüzmeyi gerektirir, sürekli yüzer halde olmayı, uyanıklığı gerektirir. Dalmaktan çekinenler kendi adacıklarında yaşarlar, dalamazlar, hayatın akışında akamazlar.

Sürekli değişen anlamlar, yeniden yeniden bakmak aynı şeye (daha doğrusu aynı sandığımız şeye) dünyayı her an yeniden kurmak, şimdinin tarihini yazmak, hayatı dondurmamak, dona kalmamak...

Çocuklar, yüzen dünyanın içine doğarlar. Doğuştan dalgıçtır onlar. Biz sürekli onları bir yerlerinden çekiştiririz, kendi dünyalarından kopararak adacıklarımıza çıkarmaya çalışırız. Yapılarımızdan sıyrılarak onların dünyalarına dalamayız bir türlü. Adacıklarımız, mutlak krallıklarımız...

Adacıklarımız, soluklanma mekanlarımızdır, yaşam alanlarımız değildir.
Adacıklarımız çocuklarımızın da soluklanma mekanlarıdır, yaşam alanları değildir.

No comments: