Tuesday, November 12, 2013

İçimdeki Ay Işığı

Çocuktum, içim çok sıkılmıştı o gün. Gece bitmek bilmiyordu. Şu anda yaşadığımız evde, sonradan Ada’nın odası olacak olan odada idim. Odam aslında küçük ama çok sevimliydi. Bana çok büyük gelirdi o günlerde. Ne zaman ki büyüdüm, oda birden küçüldü. Yine de yüklü anılarla, hayallerle dolu olduğundan, görünenden fazlasını içinde barındırır her daim. Neyse, o gece, benim kendimi kötü hissettiğim gece, odanın terasa açılan kapısının üzerindeki üçgen camından içeri göz kırpar gibi ayın ışığı doldu. İçimi aydınlattı. Odanın tüm duvarları ayın ışığı ile baştanbaşa yıkandı. İşte o gün dolunayı farkettim ben. Ben de çocuk olmuştum ve dolunay beni de takip etmişti eve kadar, uyumamı bekliyordu, ben uyuyunca ışığını kapatacaktı. İçimin sıkıntısı ayın ışığı ile küçüldü, söndü, yok oldu. 

Dolunay benimdi artık, aramızda kurulan gizli bağdan da kimsenin haberi yoktu. Derdimi, sıkıntımı, hatta mutluluklarımı da geceleri yatağa kafamı koyduğum anda göz göze geldiğimiz, dolunaya anlatır oldum. Bazen günlerce ayın dolunay haline dönüşeceği geceyi beklerdim. Sanki randevusuna geç kalmak istemez gibi, gülümseyerek odama ve içime doğardı, öylece usul, parlak ve ışıltılı. Tatlı tatlı beni dinler, sanki içinden çıkılamaz sorularıma yanıtlar verirdi bilgece. Aslında içime danışmayı, içimin sesini dinlemeyi, kendimi tanımayı bana öğretendi dolunay. Kimi gün unuturdum varlığını, ben onu unutsam da, o beni unutmazdı. Derdim boyumu aşmış, sessizce odamın duvarlarını yalayan ışığıyla doğuverirdi birden, aydınlanırdı her bir hücrem.

Sonra başka bir zaman, tatildeyiz, tüyden hafif bir gece, dolunayı denizin içinde gördüm. Denize düşmüş gibiydi ya da denize doğmuştu. Uzadıkça uzamıştı bir de, sanki ışıklı bir yol olmuştu denizi ikiye bölen. Bu "yakamoz" dedi annem. Ah! Bu dolunaya bir kez daha aşık olmam için yeterli bir sebepti. İhtişamı gözlerimi kamaştırdı. İçime yine büyük bir güç yayıldı. Ben kendimi tanırken, dolunayın ışığı mı yolumu aydınlatıyordu, yoksa yolumu aydınlatan benim "bakış açım"mıydı çok sonra anladım.

Kimi geceler dolunayım gelmezdi, ihtiyacım olurdu ama o yoktu işte. İçimin ışıkları da kapanırdı o zamanlar. Zamanla gözlerimi kapatıp, kendi dolunayımı düşlemeye, içimin ışığını keşfetmeye başladım. Anladım ki, eğer istersen içinin ışıklarını yakacak bir güç bulursun hep. Yani, ışığın hiç sönmez ve hatta çevreni de aydınlatabilir gücüyle, yeniden yeniden...


Dolunay için tık tık...

No comments: