Wednesday, November 27, 2013

Söyle Abidin!



Sen hiç altı tane anteni olan, yarısı kırmızı, yarısı sarı olan, üstünde benek yerine yıldızlar olan, eğer üzerindeki beneklere bir şey olursa diye, yanında bir de yedek yıldızdan benekleri bulunan bir uğur böceği çizebilir misin Abidin?




Çizebilmek için önce çocuk olman, sonra da büyüklerin dünyasına zorla eklemlendirilmeye çalışılmamış, aile, okul, toplum, çevre dayatmalarından nasibini almamış, yani hayalinde hala pembe bir ev ile yaşıyor olabilmelisin Abidin! 


İşte Abidin, sen böyle bir ev hayal edebilir miydin? 4 yaşını dolduran Lorin gibi! Hayal dünyan sınırlandırılmasın ister miydin Abidin? İtinayla, bulutlar hep mavi, gökkuşağının renklerinin sırası hep aynı olması sence de sıkıcı olmaz mıydı? Gökyüzünden aşağı, çınar ağacının dalları gibi elma şekerleri dökülmezdi senin resimlerinde yerlere Abidin!





Ancak bir abla kardeşine Abidin, bıkmadan sabırla burun ve dudak çizmeyi anlatabilir. Defalarca yazıp, çizip, silip, sabırla sorularına cevaplar verebilir. Bu işi herşeyden çok önemseyebilir. Yaş kemale ermeden önce Abidin, kurallı cümleler kurmayı, özneyi, yüklemi yerli yerinde kullanmayı düstur edinmeden önce, toplumun giydirdiği kıyafetleri, sıkılsa da giymek zorunda kalmadan çok önce. Dolunayın her gece kendisini eve kadar takip edip, o uyuyunca dünyanın ışıklarını kapatacağına inandığı zamanlarda. Çıkan dişlerini yastığının altına koyup, diş perisinin hediye getirdiğine inandığı zamanlarda yani Abidin!






Sen Abidin,  bu resme bakakaldın mı? Tüm ayrıntılardan önce Abidin, farkettin mi tacı vardı resimdeki prensesin!





Ahh Abidin, çizmeyi öğrendiğin dudakları hemen eskiz çalışmalarına başlayarak azimle çizdin mi? Saçları pembe kızları düşünebiliyor musun Abidin, yerlere kadar pespembe mutlulukla dalgalanan saçları...





Sen mutlu çocuklar, mutlu kelebekler ve mutlu 5 ayaklı tavşanlar çizdin mi hiç Abidin?




Senin dünyanı da çiçekler kaplıyor mu Abidin? Böyle boylu boyunca, sayfa büyüklüğünde! Ruhunun çiçekleri daha misler gibi kokarken ve henüz kopartılmamışken...




Sen Abidin, hiç pipetleri kesip mutlu kelebeklere gövde diye yapıştırdın mı resmine? Yanlarına meyveler ve etiketleri kullanarak bir kolaj çalışmasını düşünür müydün? Annen evi toplarken bulunca, yüzüne kocaman bir gülümseme yayılmaz mıydı?





Sen hiç 3. sınıfa giderken, okulda verilen proje için, arkadaşlarını eve doldurup, plan proje geliştirip, 260 adet pipeti birbirine eklemeyi denedin mi Abidin?  Eklerken de deli gibi eğlendin mi söyle?










Bu projede bozulmuş bir tost makinesine matkapla delikler açmayı düşünüp, oradan pipetleri geçirip, bir yandan büyük bir pet şişe takıp, diğer yandan bir saksı çiçek koyup, sulama aletine çevirmeyi düşünür müsün Abidin?






Sonra bu projeyi adım adım yazdın mı?



Sen Abidin, hiç kendine günlük çalışma planı hazırlayıp, sonra altına gizli not düştün mü? Bu gizli notu kimse görünmesin diye karalayıp ve sana hatırlatsın diye parola olan "Hello" ile taçlandırdın mı söyle?






Annen hazırlanalım dediğinde tiyatroya gitmek için, giyindikten sonra çanta yerine plastik bir kutu alıp, en elzem (!) eşyaları içine koymayı düşündün mü hiç Abidin? Bu çok gerekli eşyalar, bir cüzdan, oyuncak kedili (ama kedili) bir laptop, üç adet kolonyalı mendil paketi ve bir de Minnie Mouse'dan oluşan...






İşte Abidin, ancak çocuklar bunları yapabilir. Dünyalarına sızmaya çalışmadığımız, kendimize benzetmek için çabalamadığımız, kendi yaratıcılık alanlarını zorlayan çocuklar yapabilir bunları. Kralın çıplak olduğunu, bütün kalabalığa inat haykıran çocuklar yapabilir. Yetişkinler ne zaman ki onların dünyasını katletmeye ve huzurlarını bozmaya çalışır, kendi birer minik kopyaları haline getirmeye başlarlarsa işte o zaman yabancılaşır, kişiliksizleşirler. Tüm "olması gerekenleri" dayatıp, onların elindeki rengarenk balonları bir bir patlatıp, delmeyi içten içe arzuladığımız kurallar zincirine hapsetmeyi başardığımız anda, beslendikleri kanalları tıkamış oluruz Abidin.

İşte, ket vurulmamış çocuklardan oluşan bir dünyadır mutluluğun resmi, başka ne olabilir söyle Abidin?


4 comments:

buyulubahce said...

Bayıldım bu yazıya, bayıldım....

Anonymous said...

cok guzel bir yazi olmus!

Girno said...

Teşekkür ederim Özlem :)

Girno said...

Anonymous teşekkür ederim :)