Wednesday, December 04, 2013

Butik İnsan


Son günlerde her şeyi ama her şeyi yazmak geliyor içimden. Hayat devam ederken insan, bir ruh halinden ötekine, bir boyuttan diğerine, bir yokluktan ya da birinin yokluğundan, varlığını tüm hücrelerinde hissettiği birileriyle vakit geçirirken, sanki bazen içimden çıkıp dışarıdan kendime bakmaya çalışan kendimle karşılaşıyorum. Kendimi seyrederken, ne çok hata yaptığımı, çok şeyi ıskaladığımı da görüyorum. Dışarıdan bakarken tek sorunum var, bir türlü susmayan iç sesim. 

Bazen hesaplaşıyorum, çoğunlukla çocuklarıma sabır ve hoşgörü ikilisiyle davranırken, an geliyor, saçımın uçlarına kadar sinir alıyor beni tekeline. Bu halet-i ruhiye içinde, sesimi ayarlayamadığım zamanlar değil, daha sonra suçluluktan çektiğim azap bir felaket. İşte o anlatılmaz yaşanır. Dışarıdan kendime bakarken gördüm ki, ben o an bir şeyi yaşarken ya da yaparken değil, sonradan duyduğum suçluluk yüzünden yıpratıyorum kendimi en çok.

Bu hesaplaşma ritüellerini ne yapsam da değiştirebilsem, nasıl dönüştürebilsem derken, her zamanki gibi kendimi yazarken buluyorum.

İşte böyle anlarda kendimi attığım bir yer var benim. Son günlerde arkadaşlarımı dahi ihmal edip, kaçar gibi, koşar adım kendimi kütüphanede bulduğumu itiraf etmeliyim. Bazen evi dahi toplamadığım doğru. Yani bugünlerde evde yokum, adresim belli. Evet ben günlerdir ne zaman evden çıksam, çocukları okula bıraksam, kendimi dinlemek istesem kütüphaneye gelir oldum. Hala okulla bağlarını kesmemiş biri için sıradan bir durum. Hayatının merkezinde okumak ve yazmak olan biri için sıradan bir durum. İşte diyeceğim o ki, kendinize sıradan durumlar yaratın, bulun. Yani nefes alabileceğiniz kendinizi kollarına rahatça teslim edebileceğiniz, en çok kendiniz olabileceğiniz veya sadece kendinizi iyi hissedebileceğiniz bir yer, bir meşgale, bir şey işte. Ama bunu sadece kendiniz için yapacaksınız. Eğer anne iseniz kesinlikle yapmalısınız. Son günlerde ne zaman kütüphaneye gelsem bir yazı yazdım, ne zaman kendimi buraya atsam nefes aldım. Belki bir çoğunuz için bayık, sıkıcı hatta saçma gelebilir ama bu benim şatom işte.

Bazen gelmiyor mu içinizden, her şeyden kaçmak, her şeyi bir kaç günlüğüne dondurup arkanıza bakmadan gidebilmek. Evet bu imkansız ama en azından nefes alma alanları yaratabilir insan kendisine.

Bu dünyada her şey artık gitgide kişiye özelleşmişken, siz de biraz "özel"leştirin kendinizi, "butik"leşin caanıım :). Butik pasta, butik dershane, butik okul olur da, "butik insan" neden olmasın?

No comments: