Thursday, December 12, 2013

Okulsuz Bir Gün



Ada ve Lorin'in okulunun camı


Tail olur mu olmaz mı derken, evin valisi olarak karar verdim ve okula gitmedik dün. Hiç o konulara girme niyetinde değilim, twitterda da çok konuşuldu. Ama şunu hatırlarım ki, çocukken, kar gördüğümüz zamanlar kardeşim ile birlikte "tatil yağıyor" diye sevinirdik, annem ve babam da öğretmen olduğundan maaile evde kalabilmenin lüksünü hala büyük neşeyle hatırlarım.

Bir anne olarak çocuklarımla beraber keyifli bir gün geçirme çabasıyla başladığımız günümüzün özetidir. 

Hayatımızın olmazsa olmazı resim çizerek başladık güne. Hatta kızlar gözlerini açar açmaz atölye misali masanın başına oturdular. 



Lorin'in deniz canlıları konulu çalışması

Ada'nın dünya, güneş ve ay isimli çalışması

Lorin'in rengarenk çiçeği


Sonra sıcak evde otururken bir tipi başladı, gök gürledi. Kar ile birlikte olunca ilginç ve korkunç oldu. Soğuk havada sıcak kek yapıp, portakal suyu ile çocuklara ikram ettim.




Sonradan farketttim ki instagramda da çok paylaşılınca, anneler soğukta kek yapmaya karşı dayanılmaz bir istek duyuyor  :)


Sonra satranç oynadık Ada ile, Lorin de hakem oldu. Taşların hareketlerini söyledi bize, anlaşılan Lorin de büyüdü, çünkü artık eskisi gibi, "ben de oynayacağım" diye  oyunu bozmak suretiyle sabote etmedi.






Ada zarflar yapmış ve bir de üstlerine fiyat koymuş. Yalnız hepsinde babaya özel indirimler yaparak, baştan pazarlık yolunu kapamış. E-ticaret sinyallerini veriyor bana kızım :)



Sonra bir mayışma hali gelir Lorin'e. Çizgifilm izleyerek yere yatılır, keyif yapılır. Ada abla ise kitap okumaktadır aynı anlarda. Hatta bir kitabı bitirip, bir de öykü yazmaya başladı Ada dün. Gerçekten verimli bir gün oldu. 


Günün sonunda yılbaşı ağacı süsledik.







Şimdi buradan yazınca, "aaaa ne güzel, oyunlar oynanıyor, kekler yapılıyor, resimler çiziliyor falan ne güzel, mutlu mutlu diye düşünülmesin, zira böyle bir hayat yok. 1500 kere yapılan kardeş kavgaları, odanın yürülemeyecek kadar dağınıklığı, arada yaşanan krizler de var :)

Anne olarak, hepimiz kendimize göre elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Bunu yaparken de bir sürü şey ile boğuşuyoruz, sorumluluklarımız da, hayatın bize yükledikleri de çok fazla. 

Kendimden yola çıkarsam, sabrımı, hoşgörümü ve tahammül sınırlarımı oldukça arttırdım ben anne olduktan sonra. Kriz anlarında pratikleştim. Dağınıklığa bakış açımı değiştirdim mesela. Bir sanat eseri gibi yaklaşıyorum olaya :) Eğer ben çocuklar yaratıcılıklarını konuştururken evin dağınıklığına takılırsam ve her dakikamı buna harcarsam, ortada sınırlarını zorlayan, adımlarını büyük açan çocuk mocuk kalmaz.  Ve anahtar yolun, önce sabır ve sonra da çocuk ile birebir ilgi, alaka, iletişim olduğunu düşünüyorum. Zaman ve emek verdiğiniz her şey size iyi bir şekilde geri dönüyor. Bu her ne ise mutlaka başarı sağlanıyor. 

No comments: