Wednesday, January 15, 2014

Lorin'in Ablası


İki gündür okula gitmeyen çocukları okula götürdüm bugün. Ada daha iyiydi, Lorin zaten abladan torpilli olarak "hastayım ben de" olduğu için tıpış tıpış gitti okula, yine de binbir nazla tabi. Çocukları okula bırakıp, kantine uğradım bir çay içmek için, o sırada Ada geldi, şurubunu hemşireye getirmiş, öğretmeni yollamış. Hemşirenin odasına giden Ada'nın arkasından gittim. Aralarında şöyle bir konuşma geçti:

Hemşire:  Adın neydi, şurubuna yazalım.
Ada: Öykü Ada
Hemşire: Allah Allah ben seni neden tanımıyorum, yani sima olarak biliyorum da, ismin aklımda değil. (Ada bilmem ki der gibi yüzüne bakar) 
Ben: Lorin'i tanıyor musunuz?
Hemşire: Aaaaa tanımaz mıyım? Sen Lorin'in ablası mısın? 

Lorin'in ablası, Lorin'in...





Ada üç yıldır aynı okulda ve Lorin yani "Ada'nın kardeşi" o okula bu yıl başladı. Fakat daha birinci dönem bitmeden tanınmış ve çoktan "Lorin'in ablası" olmuş bile Ada. Güler misin, ağlar mısın? Ünde kardeş ablayı sollamış. Ada'nın bir gecede kardeşi doğunca büyümesi yetmezmiş gibi, şimdi bir de "Lorin'in ablası" oluverdi. Ada yapısı gereği sakin bir çocuk, sakin, uyumlu, saygılı, Lorin daha dediğim dedik, inatçı ve baskın bir karakter. Lorin'in her türlü kaprisine rağmen, Ada'nın ablalığı, "keşke benim ablam olsaydı" dedirtecek cinsten. Örneğin:

Yılbaşı için alışverişe çıktık. Ben kızlara zaten sürpriz hediye aldığımı, bu gün o nedenle bir hakları olduğunu söyleyerek istedikleri prenses tacını almak için mağazaya girdik. Girmeden sözleştik. Bunu Ada ile yapardık ve her zaman sözüme uyardı. Ama Lorin ile çoğunlukla olmuyor, kabul etmiyor, kuralı delmek için yapmadığını bırakmıyor. Neyse, okul partisinde takmaları için aksesuar aldım, zaten birer şey aldım, birer de sizin hakkınız var dedim. Bazen çocukları da anlıyorum, o kadar renkli ve güzel şey var ki, insanın dikkatini çekiyor. Ama bir yerde durmayı bilmeleri de gerek. Neyse Lorin de Ada da birer haklarını aldılar. Fakat o arada Lorin pembe bir çantaya tabiri caizse yapıştı. Ada da baykuşlu başka bir çantaya. Ben bırakmalarını söyleyerek, anlaşmamızı hatırlattım. Ada yavaşça bıraktı, fakat Lorin daha da asıldı. Ağlamaya başladı. Bazen almak istediği şeyden daha çok inatlaşma halini sürdürmeyi sevdiğini, bunu savaşa-zafere çevirdiğini düşünüyorum, çünkü eve gidince o çok istediği şeyin yüzüne bakmıyor doğru dürüst. Neyse ben kararlıydım, "bırak" dedim ve çıktık. Lorin ağlamaya devam ederken, ben sinirli bir şekilde önden yürüyorum, bu arada uzun bir süre susmayacağını biliyorum ama birden Lorin sustu. Arkamı döndüğümde Ada'nın Lorin'e sarılmış olduğunu ve o çantayı ona alacağına söz verdiğini gördüm. Kızsam mı, kızmasam mı bilemedim. Ada'ya "hiç oldu mu?" der gibi baktım, ama "abla" karizmazsını çizmek istemedim. Evde sonra konuştum, eğer böyle yaparsa, Lorin'in hiç doğruları öğrenemeyeceğini söyledim. Ada bana hak verdi ama ekledi, "Anne sana söz veremiyorum, çünkü ben Lorin'e kıyamıyorum".


2 comments:

sebuş said...

oy oy bende sana kıyamam benim anlayışlı iyi huylu prensesim, Adacımsın sen..

gonca keskin said...
This comment has been removed by the author.