Saturday, March 29, 2014

Günbegün



Okula giderken azıcık kokoş olsak ne olur? Azıcık mı? :) Okula gitmek zor olabilir, hayır hayır evden çıkmak zor olabilir. Ne giyineceğim kararsızlığının yanına hangi çantayı alsam, bir yetmez iki, iki de yetmez üç tane al, aaal, aaaal :)






Çekmece boşaltılmalı, Lorin içine girmeli. Hatta bu pozdan önce çekmecenin içine girmiş, üzt çekmeceyi de3 kapatmış olduğu için bir süre hanımefendiyi aradık evin içinde!


Haftasonları tiyatroya gitmeyi çok seviyoruz, işte yine bir oyuna giderken: Mıstık'ın Üç Dileği









Hava ilkbahara doğru hızla ilerlerken, tiyatro sonrası ver elini park!







Lorin'in iki dişi birden sallandı ve yaklaşık iki hafta içinde de düştüler. Birincisi tam da yukarıdaki parkta oynarken, poğaçasını ısırırken düştü, bulamadı. Yastığın altına koymayı heyecan ile bekliyordu. Dişini kaybettiği için, diş perisinin gelmeyeceğine üzülen Lorin'e, Ada abla "Eğer, uyurken diş perisini düşünürsen, rüyana girer ve mutlaka bir hediye getirir." der. Bunu üzerine mutlulukla uyur Lorin. Yastığının altına koyduğumuz parayı bulunca da çok sevinip, kumbarasına attı. Tabii, bizim diş perisi çok düşünceli, ablanın yastığının altına da para koymayı unutmamış :)



Evdeyken günde kaç kere kıyafet değişiyorlar, günde kaç kere konsept belirleyip, ona uygun parti yapıp, ona göre kostüm giyiyorlar bilemezsiniz.





Kumboya yapmak, en az kirlenmek kadar güzeldir :) Halılar kirlenmesin diye yere sarılan örtünün dışındaki her yer renkli kumlardan olabilir. Eni konu bir elektrikli süpürge ile çekmeye bakar. Zira o kadar keyifli bir yapım aşaması var ki, ben de otuırup yapıyorum. 





Tül etekler giyip, hatta pijamanın üstüne giymek suretiyle, onunla uyuyup, prenses olarak uyanınca, okula da taç takıp gidilir tabi ki :)



Olağan haftalık Defne ile buluşma günlerinden bir kare...




TV böyle seyredilir, ne sandınız?





Ranzada çadır yapmak eğlencelidir.




Hem insanın beynine kan gider, iyidir iyidir. TV izlemeye değişik bir soluk katmak adlı çalışmamız...

Uykudan önce, (öğretmen olup, hayali sınıfa) anlatarak resim yapmak, büyüyünce ressam olacakmış.


Okul yollarında...

Ve 22 Mart Dünya Su Günü için boyadıkları tişörtleri ile..



Pijama şov



Havanın güzel olduğu bir gün kendimizi terasa attık. Lorin oynadı, Ada okudu, yazdı.



Uyumadan önce, güneş olşmayabilir ama bu güneş gözlüğü takmamızı engellememeli değil mi? Hatta takmak yetmez, bir de güneş gözlüğü ile kitap okunabilir.




Uyurken bile çıkarılmak istenmeyebilir.



Ada ile jenga-boom ve satranç oynamak çok keyifli.




Masanın üstüne tünemek suretiyle resim yapmanın dayanılmaz hafifliğini yaşayabilme özgürlüğü :)




Okul çıkışlarında İdil ile okul bahçesinden bir türlü ayrılmak bilmeyen Loriş..


Bir de hastalanmak ve ateşlenmek olmasa. Acillere gidilmese, hele o antibiyotik içilmek zorunda kalmasa :(



Sabah uyandığında artık boğazı o kadar şişmişti ki, konuşacak hali yoktu. Sesi çıkmıyordu. Ateşi de vardı üstelik. Ada ve Habip uyurken, acile götürmek istedim. Ateşi de vardı üstelik. giyinmesini istedim, rahatça gideriz dedim. Ama olur mu hiç? Tül etek, bacakları değişik kilotlu çorap, minnie mouse taç ve içleri tıka basa dolu iki çantayı hazırlayıp gitmek istedi. Ama hastasın dedim, sadece doktora gidiyoruz ve doktora böyle giden tek sensin bence dedim. Bana "prensesler her zaman güzel giyinir ve süslü olur bilmiyor musun?" dedi. 



Tuesday, March 25, 2014

İçimize Giren Hisler :)


Ben:  Lorin, kahvaltını yaptığın için çok mutlu oldum :)
Lorin: Çok mutlu oldun ve bana ödül alacaksın!
Ben: Ama zaten sağlıklı yaşayabilmek için yemek yemek zorundayız, ben yediğim zaman bana kimse ödül almıyor! Her yemek yediğinde sana ödül almam doğru mu sence?
Lorin: Tabi ki doğru, hem ödül alırsan benim içime his giriyo.
Ben: Nasıl bir his?
Lorin: Sevgi hissi, böyle çok güzel oluyo, beni çok sevdiğini hissediyorum.
Ben: Yaaaa, peki almazsam hangi his giriyor içine?
Lorin: O zaman senin için his girer anne, pişmanlık hissi!!!
Ben: !!!!???? (dumur olmuş vaziyet)
ve devam eder:
Lorin: Keşke çocuğuma hediye verseydim diye diye mahvolursun....





Wednesday, March 19, 2014

Konsept, Organizasyon, Doğumgünü





Büyük kızım Öykü Ada 1 Şubat doğumlu. Tam da öğretmeninin nikahı ile çakışınca biz o gün evde bir pasta ile kutlayarak geçiştirdik doğumgününü. Ama kendisi hep doğum günü hayalleriyle yaşadı günlerdir. Sağdan soldan bilumum doğum günülerine katılınca da, istekleri kabardı. Şimdiye kadar hep evde kutlamak isterdi doğumgününü Ada, ilk kez dışarıda istedi. "Aaa tamam o zaman" dedik. Öyleyse, hiç konseptsiz, organizasyonsuz, çoluksuz, çocuksuz, kısırsız, palyaçosuz doğum günü olur muydu? Yoo olmazdı. Farkındayım, bu kutlamalar giderek abartılı haller almakta. Doğum gününü böyle kutlayınca, bunun daha mezuniyeti var, mezuniyete gelene kadar bilmem kaç doğum günü daha var, nişanı, kınası, düğünü var. O zaman bu kutlamaları nasıl yapacağız? Çırağan keser mi bilmem! Bazen ben de tam ortasında buluyorum kendimi, abartılı olduğunu düşündüğüm bir çok şeyin.
  
Konseptimizi  Ada’nın çok sevdiği Monster High olarak belirledikten sonra geriye organizasyon komitesi ile tanışmak kaldı: Eminönü esnafı! Bir hafta öncesinden arkadaşım Zerrin ile, organizasyon komitesini tek tek dolaştık, fiyatlara bakmadık bile (!) hangisinin konsepti bize daha yakın ise onlarla çalışmaya karar verdik :) Plastik tabaklarımız, peçetelerimiz, pinyatamız, hepsi Monster High denilen, canavar bebeklerin resimleriyle dolup taşmalıydı, öyle de oldu. 







Ardından pinyatanın içini bir sürü çikolata ve minik hediyelerle doldurduktan sonra, sıra pinyata dışında eğlenmek için başka ne olabilir diye düşünmeye geldi. Doğum günü ya da herhangi bir kutlama için kullanılan çerçevelerden yapmak aklımdaydı, hem çocuklarla eğlenirdik. Ama yine Eminönü’nde uygun fiyata bulunca alıverdim. Daha önce çocuklara aldığımız ve çok eğlendiğimiz takma bıyıklar geldi aklıma. Eminönü'nde bulamadım ama eve yakınlardaki bir kırtasiyeden buldum.  Birkaç tane eğlenceli taç ve gözlük de aldık. Yan konsept olarak da puantiye seçtim. Bunu Ada değil tamamen insiyatif kullanarak yaptım J büyük misafirlerimize aldığımız peçeteler ve yerlere saçtığımız balonlar çok sevdiğim için puantiyeliydi. Konsept kotasını da doldurduktan sonra eve döndüm. 






Doğum günümüzün olduğu gün erkenden soluğu kuaförde aldık. Ada ve Lorin özenli olmak istedikleri için kuaföre gittik, küçük çocukların kuaföre gitmeleri (sık olmadıkça) olabilir, doğumgünü ve gösteri gibi. Ama makyaj olayına çok sıcak bakmıyorum mesela. Yaşlarından önce koşa koşa büyümelerinden hoşlanmıyorum. Gerçi büyük konuşmamakta fayda var anne olunca bunu öğreniyorsun :)









Doğum günü mekanı olarak okulumuzun cafesini seçtik. Geniş mekanı, güleryüzlü çalışanları ve ortalığı birbirine katıp deli gibi eğlenen çocuklara gösterdikleri sabır ile benden de, diğer annelerden de tam not aldılar. Çocuklar gerçekten çok eğlendiler. Onlar mutlu olunca da büyükler de keyifliydi.


















Lorin için konsept tahminleri alayım J Bence, Prenses Bella, Prenses Sofya ya da Prenses Anna (bu Karlar Kraliçesinde varmış).  Yine bir Eminönü’ne uzanırız napalım? 

Aaahh, benim fake doğum günümü okudunuz mu?