Thursday, March 06, 2014

Baharımsı Kış Günleri


Sabah sabah okula gitmeden önce, duvara taşa tırmanan enerjik prensesler. Prenses olunca tırmanmayacaklarını sanıyorsanız yanılıyorsunuz, eskidenmiş bir eli yağda, bir eli balda dadı kalfa ile büyüyen çıtkırıldım prensesler :P Günümüz prensesleri çağa ayak uydurmuş durumda, yaniii, ben prensese prenses demem, düz duvara tırmanmazsa :)




Okula Lorin'i mutlu bırakabilmek harika bir duygu, büyüyor mu ne?





Bir cumartesi sabahı, her zamanki gibi masa başında bulduğum abla kardeşten, TV çizim çalışmaları. Yine annemin lafı ve bir "ön teker nereye, arka teker oraya" akımının örneği.






Lorin ve sınıf öğretmeni Eda öğretmen ile İngilizce öğretmeni Saliha teacher. Emeklerini yadsıyamam, okula alışırken gerçekten çabaları takdire şayandı.




Şubat hem Ada'nın hem de babamızın ( hepimizin babası :) ) doğum günü olunca kutlamamak olmazdı.


Lorin, ayıcıklarımız, kediciklerimiz ve oyuncak bebekler için alınan yatakta yatıp TV izlerse. Evet yataklar sağlammış, bunu görmüş olduk :)




Hummalı çalışmalar, iki, kardeş ortaklaşa yapılan resmin tadı başka ne de var söyle Abidin?




Okula gitmeden kitap okumalı mutlaka.




Ada'nın dişi ağrıyınca, karşı tarafta bir diş randevusu alan ben, bunu tek sisli güne denk getiren de ben ve nişantaşından beşiktaşa gitmek için bindiğmiz taksiyi trafik yoğun diye "taksime gidelim abla" yı kabul eden yine ben! Yaptığım tek akıllıca iş, giderken annemi yanıma almak oldu. Yoksa bu yoğun sisli günde, Ada ve Lorin ile tıkalı trafikte nasıl taksim altunizade arasını 4,5 saatte alırken nasıl oyalardım çocukları. İtiraf etmeliyim ki zorlu ve korkunç bir yolculuktu. İstanbulda trafik çilesine sis de eklenince insan hayattan beziyor gerçekten!!!




Bu arada zorlu yolculuk öncesi, sevgili Diş hekimimiz Arzu ablanın kızı, Pınar, Ada ve Lorin ile eğlenceli bir atölye kurduk bekleme salonuna. Annemin yanında getirdiği kum boyalar ile çocuklar epeyce oyalandılar ve eğlendiler. Ardından Pınar ve Lorin'i oturtabilmeyi başardığım anlarda resim yaptılar. Onun dışında koştular, doktorculuk oynadılar. Ve bu arada Ada kızım cesur bir şekilde dişci koltuğuna oturup, dişinin uyuşmasını istemeden dolgusunu yaptırmıştı bile :)









Dönüş yolunda Gezi Parkı'nın içinden geçtik. Hali ürkütücü olduğu kadar büyüleyiciydi de. Hey gidi heey!




Sonra haftasonu sınıf arkadaşımız Eren'in doğum günü oldu, çocuklar çok eğlendiler.







Okuldaki düşünme becerileri dersinden kalan parçalar evde çok işimize yarıyor. Değişik oyunlar üretebiliyoruz, kızlar da ben de çok seviyoruz bu şekilli taşları.




Emre dayı bir akşam ansızın gelince, onun çizim bilgisinden yararlanmak gerek.



Lorin ile etüte kalan Ada'yı beklerken, bulduğumuz boş sınıfa girdik. Akıllı tahtaya resim çizen Lorin'i fotoğraflamak da bana düştü.




Lorin ve çok sevdiği, hastalandığında üzüldüğü, lütfen çabuk iyileşsin diye dua ettiği Eda öğretmeni. Üstümüzde emekleri büyük, teşekkür etsek az kalır sanki....




Burak dayı gelince, Lorin öğretmen olur ve dayısına nasıl yazı yazıldığını gösterir, direktifler vererk ama!




Lorin'in okuldaki ikinci aşkı Saliha teacher. Eda öğretmen veya Saliha teacher varsa içim daha rahat bırakıyorum.




Ada ve arkadaşı Emine ders çalışırken...




Ve her gün başka bir kılıkta okula giden Lorin. Bu kez de Minnie Mouse olmak isterse :)



2 comments:

gonca keskin said...

bayılıyorum size Ada ve Lorin ;)

Girno said...

:))) ayyy Goncaaa :) ben kalp sen ;)