Saturday, June 07, 2014

Kaçamak


Ada'nın portfolyo sunumlarından dolayı okulu üç gün tatil olacaktı, geçtiğimiz hafta. Ve ben kendi kendime tatil deyince gözleri parlayacak olan Lorin'e bunu söylememeye karar verdim. Amacım, Lorin'in okula gitmesini sağlamak ve Ada'ya biraz yalnız zaman ayırmaktı. Pazartesi ve salı okula gitti kuzular. Çarşamba günü portfolyo sunumu olduğu için ve tam da günün ortasında olacağı için Lorin'i okula götürmek anlamlı gelmedi bana. Her yıl olduğu gibi saatimiz gelince maaile okula gittik. Anneanne ve büyükbabasını ve hatta dayılarını bile davet etti Ada hanım. İşlerinde olan dayılar gelemedi, ancak emekli öğretmenler olan annem ve babam seve seve geldiler. 

Yola çıkmadan yine prenses gibi tül etekler giyinen Lorin ile bir kriz yaşadık. Açık ayakkabı giymek isteyen Lorin'i ikna etmek ne mümkün? Üstelik serin ve yağışlı havada, kilotlu çorabı ile açık ayakkabı giymek istiyordu. Zorlu bir mücadelemiz başladı. Aslında ve genellikle onun kazanmasına müsaade eder, giymek istediklerini giydirmeye çalışırım. Ancak bu kez kabul edilecek gibi değildi. Benim kararlı tavrımı anlamış olacak ki, "tamam" demedi ama, kapının dışına koyduğu üç ayakkabı arasında sayarak seçim yapacağını söyledi. Yani ikimizin istediği de olmamış gibi yapacak, sözüm ona sayarak yine kendi karar vermiş olacaktı. Ama bana o kadar sinirliydi ki, sayması uzun sürdükçe ve ben "hadi Lorin" dedikçe, ters ters bakarak tekrar başlıyordu en başından saymaya. Kabus gibi dakikalardan ve her defasında en başından "oooooo piti piti karamela sepeti, terazi, lastik, cimnastik......." diye sayılan tekerlemeden sonra, sonunda ki "tik tik tik" leri mecburen seçmek zorunda kalacağı kapalı ayakkabıya getirme çabalarından sonra nihayet kendimizi arabada bulabildik. 

Portfolyo sunumu için geçen yıl ki Ada, ağlamaklı olmuş, gözleri dolmuş, heyecandan titremiş ve öğretmeniyle gidip yüzünü yıkamış, sakinleşmeye çalışmıştı. Bu kez daha rahattı. Sunumunu sakince yaptı, bize sorular sorarak konusunu bitirdi. Lorin tüm anlatılanları kaydetmişti ve eve gelince bir bir anlattı bize. 



Ada ile sınıf öğretmeni Hande hanım ile ingilizce öğretmeni Gözde hanım


Lorin ile babası Ada'yı dinlerken



Büyükbaba, anneanne, Ada ve Lorin

Çekirdek ailemiz

Eve dönmek üzere yoldayken, özel birşeyler yapmak istediğini söyleyen Ada, seçeneklerden en çok sevdiği arkadaşı Öykü ve kardeşi Defne'nin gelmesini istedi. Hemen arkadaşımızı arayıp davet ettik. Eve döner dönmez de, ortadaki dağınıklığı toplayıp, kek yaptık, çayı demledik. Bunları yaparken Ada ve Lorin bana çok yardımcı oldular. Bu kez fotoğraf çekmeyi unuttuğuma inanamıyorum. Bir iki kare fotoğraf var elimde :(








Perşembe günü Lorin'i okula bırakıp, önce kahvaltı ettik Ada ile dışarıda. Ardından da Kadıköy'e gittik. Ada bu ara boncuktan bileklik vs. yapmaya bayılıyor. Ona söz vermiştim. Saatlerimiz nasıl geçti anlamadık. Ada renkli boncukların arasında kendinden geçti. Arkadaşları Öykü, Selin, İpek ve Lorin'in arkadaşları İdil ve Defne'ye de bileklik yapmak için boncuklar aldıktan sonra nihayet çıkıp, bir şeyler içmek için bir yere oturduk. 






Bir yerde oturup bir şeyler yiyerek çay içerken hemen çantasındaki minik oyuncaklarını çıkarak Ada ile oynadıktan sonra yola koyulduk.







Ardından Lorin'i almak üzere okula gittik. Ada yineçantasındaki oyuncakları çıkardı ve Lorin ile oynadılar. 




Sonra okulun bahçesinde mısır yediler.




Evde yapamazlarmış gibi, okulun içinde boyama yaptılar. Kantindeki Çiğdem ablanın verdiği boya kalemlerinin tadı orada çıkardı hiç şüphesiz.





Ve eve döndük. Evde boncukların içinde kaybolduk. Çeşitli tasarımlar yaparken çok eğlendik.








Cuma günü ise, Ada ve üç arkadaşının annesi, sözleşmiştik, çocukları Kidzania'ya götürecektik. Küçük kardeşleri okula götürecek ve böylece de büyüklerin özgürce olayın tadını çıkarmalarını sağlayacaktık. Aynen de uyguladık. Lorin'i okula bırakırken, sanki onu kandırıyormuşum gibi bir his ile bırakmak istemedim adeta. Ama Ada'ya söz verdiğim gibi bıraktım. Aslında Ada kardeşinin gelmesini isterdi ancak, arkadaşları ile rahatca giremezdi o zaman. Neyse, sabahın 10'unda Akasya AVM'nin yolunu tuttuk, dört çocuk ve dört anne. 


İlk kez Ada'yı yalnız başına bırakacaktım. Ama ancak öyle keyif alabilirdi içeride. Hem kendi tecrübelerini kendisi yaşasın istedim, benim gölgem olmadan. Kidzania'yı o kadar keyifli ve güzel düşünmüşler ki, Ada anlattıkça girmediğime pişman bile oldum :) Şimdi Lorin ile gitmeyi dört gözle bekliyorum. Tırmanma parkurları, itfaiyecilik, pasta ve dondurma atolyeleri, migrosta kasiyerlik vs. gibi bir çok mesleği uygulamalı tanıyarak, kendi paralarını kazanıp, harcadıkları bir çocuk ülkesi Kidzania. Biz anneler, kahvaltı edip, biraz da dolaşmaya çıkınca, vakit geçti bile. Çocukları alırken, zamanın nasıl geçtiğini anlayamadıklarını ve çok keyif aldıklarını söylediler. Lorin'i almaya giderken yolda heyecanla anlatan Ada'nın heyecanını kırmamak ve fotoğraflarını görecek olan Lorin'e sınıfça gittiklerini söylemeye karar verdik. 









Lorin'i aldıktan sonra arabada eve dönerken ona anlattık, bize çok sinirli bir şekilde, inanmayarak baktı ve şöyle dedi:

"Siz benden bişey saklıyorsunuz, sizin bir sırrınız var!!!"

Ne dediysek, pek ikna olmadı ve en son dedi ki:

"Sizi bir şartla affederim, beni Defne'ye götürün, hem de hemen şimdi!"

Sonra da ekledi:

"Beni "yazın"ın birinci günü oraya götüreceksiniz, Defne ile beraber!!!"


No comments: