Sunday, August 24, 2014

Ah İstanbul...

Bir ablanın ve bir kardeşin pardon bir prensesin ev hali :)







Bisiklete biniyoruz, Lorin bir de sırt çantası almasa ve içini bilumum kitap, satranç, bebek, ayıcık, kalem ve defter ile doldurmasa...





Emre dayı geldiğinde kısa kalmasa, uzun uzun otursa, çocuklar ona doysa...


Herkes en sevdiği arkadaşına boncuktan bileklik yaparsa...




Anneanneye gidilip, börek yapılmasını bizzat üstlenen iksir timi, oldu mu sana börek timi?



Lorin "Anne ben anneannemde 3 gün hayır, 7 gün hayır 10 gün kalabilir miyim?" derse...


İnstagram diliyle bahçede "çay keyfi" :) Mutluluktan ölüyoruz, masanın altında da tefler var, Allah sizi insandırsın az sonra çalıp oynayacağız :P



Ahmet ile oynamak çok eğlenceli..


Scootera binmeler...



Uykudan önce kitap okumalar..



Sabah gözünü açar açmaz, "anne evde boyanacak bir tahta malzeme var mı?" diye sormalar. Tahta kaşığa göz dikip boyamalar...




Firdevs teyzeye gidince, Elif ablanın topuklu ayakkabılarını, yani ganimetlerini karıştırıp, mankenlik yapmalar...



Kızlar vapura binmeye bayılıyor. Önce vapura bindik. Simit almayı unutmadık. Beşiktaş'a geçtik. Ardından da Deniz Müzesi'ni gezdik.



Denizcilik Müzesini çok beğendik. Keyifle gezdik.








Bir de çocuk alanı yapmışlar. Artık her yerde çocuklara gösterilen özen, ilgi beni çok mutlu ediyor. Eskinin, soğuk, devasa, ulaşılmaz müze anlayışının yerini, eğlenceli, aktiviteli, güleryüzlü bir anlayış alması ne kadar güzel :)






Çıkışta sahilde güvercinlere simit atmasak olmazdı.


Onca yorgunluğa rağmen, hemen ev gidelim demelerine rağmen, Üsküdar'da belediyenin önünde dönen oyuncağa da bindiler. 



Anneanne arayıp 'bahçeye gelin' deyince, ev yerine soluğu orada aldık. Kızlar arkadaşlarıyla oynadı. Anneler de sohbet etti. 





Ada örgü ördü.

Bir ara ortadan kaybolan Lorin'i kırmızı ruj sürmüş buldum. Fotoğraf çekeyim deyince de, böyle pozlar verdi.




No comments: