Wednesday, August 20, 2014

Gidişat

Anneanneye ziyarete giderken, apartman kapısının önünde fotoğraf çekmek gelenek oldu. Bazılarımız doğuştan süslüdür. Tıpkı Lorin gibi, takıp takıştırmak, süslenip püslenmek onun işi. Bir de anneannneye gidilecekse ekstra özen lazım.



Ada ve İlayda, anneannenin bahçesinde ip atlarken... Aslında bitirmişlerdi, fotoğraf çekeceğim deyince, beni kırmayıp tekrar atladılar :)


Bu yaz çok fazla giremedilerse de, bu havuz yazın bizim için hayat kurtarıcı oluyor.





Aslında uçırtma yapmak için bütün malzememiz vardı. Yapılışını da izlediğimiz halde, yapamadık. Lorin de uçurtma malzemesinii tuvalet kağıdından yaptığı prensesine tuvalet olarak tasarladı. Pek şık oldu canım :)



Uçurtmanın kuyruğu da Lorin'e fularımsı, atkımsı bir süs malzemesi oluverdi.


Arkadaşım Arzu ile klip çekip izleyerek çok eğlendiler.




Çocuklar uyuyunca, bu kez Arzu ve ben çay keyfi yaptık.


Sayıları sayma ve gruplama öğrenmek için işe yarayan bu çubukları, Ada üstüste yapıştırarak bir kutu elde etti. 



Bazı kutular kaplanmalı, bazı çocuklar hiiiç boş durmamalı. Ada her daim yapacak bir iş bulur, yazar, çizer, yapıştırır, keser, biçer. 



Scooter ile yürüyüşe çıkmanın dayanılmaz hafifliği...



Dondurma yemeye bayılıyoruz.


Langırt oynarken...



Lorin iyice alıştı, tüm malzemeleri verip, kenara çekilebilirsiniz. Hepsini kendisi katıp karıştırıyor. Bana da keki fırına koyarak pişirmek kalıyor.


Beados diye bir oyuncak var, içinde boncukların olduğu. Ada arkadaşlarına hediye kedi yaptı. Şekilleri yaptıktan sonra, su püskürtünce birbirine yapışan değişik bir boncuk türü. 




İşte evimizden bir kare. Dağınık bir salon, etkinlik peşinde meşgul bir  Ada, prenses modunda, evde bile tuvaletle dolaşan Lorin, hem de bu sıcakta :)



Masal okuyan baba, dinleyen kuzular.



Bütün gece kulak ağrısı ile uykusuz kalan Ada, salona girdiğimde Lorin'e sütünü içiriyordu. Bitkindi ama ablaydı işte. Öyle duygulandım ki, onları böyle görünce. 




Sütlerini içtiler, kahvaltı yapamadan evden çıktık. Çünkü Ada dayanamıyordu ağrıya artık. Aslında bir gün önce yine kulak ağrısı ile doktora gitmiştik. Ama iyileşme olmamıştı. Muayene olduk, ilaçları alıp eve döndük. 


Ada ilaçlarını içip de kendine gelince simit istedi. Lorin ile ben evde kaldık. Simit almaya gidip, istikameti kırtasiyeye çeviren kırtasiye delisi bir çocuk olan Ada ve ondan farklı olmayan babası ile aldığı ganimetler burada. Herşeyden çifter alınmış, kardeş unutulmamış. Simit mi, kalmamış, artık oturur bunları oturur yeriz...



Yaşasın :) defter ve kitaplara etiket yapıştırma işini abla üstlendi. Hatta haberim bile olmadı. İki kardeş (abla önderliğinde) beraber açmışlar, defter kitap etiketleme işlerini yapıyorlardı.


Bir de tam kudururken kızlarımla selfie ya da özçekim yaptık :)




No comments: