Monday, September 01, 2014

Evlatlarından Çek!

Geçmişinde duymayan var mı bu özlü sözü? "Anne/baba olunca anlarsın"ın daha noktasal, daha vurucu, daha damardan hali değil mi? Peki neden, asla kılına zarar gelmesine kıyamayan annenin dudaklarından dökülür bu sözler? "Ben çok çektim, sen de çek" duygusundan dolayı mı? Çocukla, çocuğuyla başedemediği noktalarda, onun için neler yaptığını, saçını süpürge ettiğini, birden, aniden aydınlanıp anlasın çocuk diye mi? Anneliğin zorluğundan dem vurmak için mi? Yoksa, popstar yarışmalarında, dokunaklı hikayeye başvuran yarışmacılar gibi, seyirciye oynamak için mi? Zaten ayağının altına alacağı cenneti, bu dünyada istediği için mi? Çocuk yerine robot istediği için mi? Otur deyince oturan, kalk deyince kalkan, ye deyince yiyen, kitap oku deyince hatimler indiren, ders çalış deyince okul birincisi olan, falancanın çocukları gibi olsun diye mi?

Çocuğum kitap okusun! Peki sen okuyor musun? 

Çocuğum düzenli ders çalışsın! Peki sen bu konuda ne yapıyorsun? Zemin hazırlıyor musun mesela? Yoksa dizi izlerken, gözünü TV'den ayırmadan "git çalış" mı diyorsun? Sen öyle mi yaptın çocukken. Birden büyüdün ve aydınlandın. Okumanın önemini kavradın ve gelecek için, güzel bir hayat için, o ayaklarının üzerinde dursun diye, bir mesleği olsun diye, vizyon, misyon sahibi olsun diye okusun istiyorsun. Peki nasıl? Yapmadığın ya da yapamadığın daha kaç şeyi çocuğundan bekliyorsun?

Yemedin yedirdin, giymedin giydirdin, iyi de kimse madalya takmayacak sana KENDİ ÇOCUĞUNA BAKIYORSUN diye! Bunlar zaten yapman gerekenler değil mi? Neden o omuzlara bir de sana borçlu hissetmesi duygusunu yüklemeyi seçiyorsun? 

Hayata dair tüm doğruları senin kurduğun cümlelerle anlamaz ki çocuk. Senin aydınlanma çağın gelmiş, anne/baba olmuşsun, kafana dank etmiş, peki bunları ona nasıl vereceksin oturduğun koltuktan?

Çocuk sadece ilgi, alaka ve zaman istiyor. Çünkü çocuk sahibi olmak "bir şekilde büyüyor işte, öyle de böyle de" denilebilecek kadar basit değil. "Git çalış" demek kadar manasız bir cümle olamaz. Beraber çalışalım, deyip, diziyi kapatıp, birliktelikle başarılabilir. "Kitap oku" diyerek değil, herkes eline kitap alırsa, ya da bebekliğinden itibaren düzenli kitap okunursa, ya da sesli okuduğu kitabı heyecanla dinleyip, paylaşılabilirse evet çocuk kitap okur. 

Daha önce burada yazmıştım, direk alıntılıyorum.
İsviçre'li psikolog Piaget’e göre çocukta bilişsel yapı, dört evrede gerçekleşir:
  1. Duyusal motor dönem (0-2 yaş)
  2. İşlem öncesi dönem (2-5/6 yaş)
  3. Somut işlemler dönemi (6/7-11/12 yaşlar) - (somut işlemsel dönem olarak da adlandırılır.)
  4. Soyut işlemler dönemi (11/12 ve sonrası) - (formel işlemsel dönem olarak da adlandırılır.)
Ancak 11 yaş ve sonrasında soyut düşünebilmeyi öğrenen çocuklardan, çocuklarımızdan çok şey beklemiyor muyuz sizce de? 

Öyle güzel açıklamış ki Piaget ve çocuk zihniyetinin yetişkin zihniyetiyle hiçbir ilişkisi olmadığını öne sürmüş. Şöyle demiş:  "Çocuğun mantığı kendine özgü olduğu gibi, ona göre, düşüncesi de benmerkezlidir. O kendisi için gelişir, kendi tarzında eğlenir; aklın kavramsal bilgileriyle ilgisi yoktur, çelişki bilmez. Çocuk ancak başkalarının düşüncesiyle temasa, geçtiği zaman mantıklı olmaya başlar."

Bir yetişkin gibi davranmasını bekleyerek, hem kendimize hem çocuklarımıza hayatı zorlaştırmayalım bence. Omuzlarına gereksiz yükler neden verelim ki? Yaşlarına uygun beklentilerimiz olursa ve onları anlamaya çalışırsak hayat daha kolay ve yaşanılır olmaz mı? Bu çocuk sizden, bizden ilgi istiyor, alaka istiyor, zaman ayırmanızı istiyor, anlaşılmak istiyor. Başka bir şey değil....

Peki bu sonsuza kadar böyle mi sürecek? Ya benim hayatım? Ben ne olacağım? Öncelikle çocuk sahibi olmayı seçtiğiniz noktada, kabul etmelisiniz ki, yepyeni bir birey dünyaya getirdiniz. Ve yürüyeceği hayat yolunun, bakış açısının, alışkanlıklarının, hayat disiplininin büyük çoğunluğu altı yaşına kadar, diğer bir kısmı da, soyut düşünebilmeyi, kavramları tam algılayıp, muhakeme edebilmeyi öğrenene kadar. Bütün bunlar tabi ki anne-baba, işbirliği içinde başarılabilecek şeyler. Zaten zaman içinde çalışma disiplinini edindikten sonra size ihtiyacı kalmayacak. Ama bunu kazanana kadar süreç biraz sancılı olacak. Biraz daha özen, biraz daha anlayabilmek, biraz daha hoşgörü ve biraz daha ilgi ve iletişim ile. Unutmamalıyız ki, anne-babamızın bizi anlamadığını düşündüğümüzde, "sanki hiç çocuk ya da genç olmadı mı, beni hiç anlamıyor" diye düşünmedik mi? Aynı handikapı neden onlara da yaşatıyoruz ki? Öyleyse "evlatlarından çek!" yerine, "umarım ve dilerim ki, sen hayallerinin annesi/babası olursun"...




2 comments:

jaleceanne said...

Ebeveynlik ciddiye alınması gereken bir uğraştır. Size katılıyor ve bu konuda kendimizi geliştirmenin çocuğumuzda görmek istediğimiz davranışı kendimizin göstermesi gerektiğini düşünüyorum.
Sevgilerle

Girno said...

Kesinlikle! Canı gönülden katılıyorum :)