Wednesday, September 24, 2014

Eylül Falan...

"Eylül toparlandı gitti işte,
Ekim filan da gider bu gidişle" demiş şair, çok güzel bir ay bu Eylül. Bahar ama yaza yakın, kışa da yakın. Evlerde toplaşmalar, ev etkinlikleri olur bolca. Sonra hava açtı mı birden, öyle aniden, kendini atıverirsin sokağa... Park bahçe daha bir renklidir, tonları vardır yeşilin, sarının... Güneş yakmaz hem, göz kırpar durur, usul usul varlığını hissettirir.

İşte bir ev etkinliği ile karşınızdayız. Biz bu lastik tokadan bileklik işine sardırdık iyice. Çok eğleniyoruz, terapi gibi oluyor hem de. Eşe dosta hediye etmenin verdiği mutluluk da cabası hem.






Lorin kitap okumayı çok seviyor. Şu timaş yayınlarının Minik Şirin kitabı çok keyifli gerçekten, tavsiye ederim.




Anneanne bahçesi candır, daha doğrusu bahçe çocuk için hayattır. İki karış olsa bile ;)
Bir de her yere olduğu gibi anneanneye de iki çanta ve bilumum alet edevat ile gidilir, lütfen yani...




Ada ve arkadaşları plan peşinde. Ticaret yapacaklar, kafa kafaya vermiş, beyin fırtınası yapıyorlar ve çok ciddiler.


Kız olsun çamurdan olsun :P İşte iksir timi börek timi olmuştu ya, yufkaların yarısını mideye indire indire ve ben süreceğim, hayır ben nidaları eşliğinde börek yapıyorlar.




Börek pişerken de kitap okumak gerek, abladan kardeşe...


Abla ile kardeşin alışveriş yapma halleri.


Bazen anneanneye valiz ile gidilebilir.


Oradan 3. yaşını kutlayacağı Emre'nin doğum gününe geçilebilir.


Bir ara oyunu izleyen abla-kardeşin el ele halleri içimi doldurdu.


Hava şansımıza güzeldi ve açık havada oyun oynamak da harikaydı.





Etkinlik insanı Ada, çantasındaki alet edevatı çıkarıp o arada, yani doğum günü partisinde bir adet kedi boyamayı ihmal etmedi. Üretim şart!




Çıkışta okul kıyafeti eksiklerini tamamlamak istedik. Bulduğumuz parka uğradık. Çocuklara oyun yetmiyor hiiiiiiççççç! Ve enerjileri bitmiyor hiiiiiçççç!




Okul kitaplarının kutusu boşalınca, Lorin içine oturuverir.


Okula giderken fotoğraf çekme adetimi bilmeyen yok artık. Lorin de poz veriyor hemen, işim kolaylaşıyor, işte poz verirken denge de durma çabaları...


Ada okulda zıplayan hamurdan kukla gibi bir şey yapacakmış. Babasını yapmış, üç tel  saçı var  yalnız :)



Kış ayının ilk antibiyotiği geldi bile. Lorin'in boğazı pek iyi değildi.  İlk haftadan iki gün fire verdik. Okula gidemedi.


Evde kalınca, doktorculuk oynadık. Ben hasta, o doktor. Fotoğrafta ilaç yazıyor bana.


Dinlendi sonra.


Uyku öncesi masallarımız da bitmiyor. Okuduğumuz kitaplar da. İşte bunlar da bir gece için okumak üzere Lorin hanımın seçtikleri.


Emre Lorin ve Ada'yı almak için bana eşlik ederse...



Çıkışta Özge ve Emre ile kahve ve sohbet tabi ki.




Minik bir alışveriş. Giderken mickey mouse'lu çanta da gelmek istedi.




Market alışverişi yaparken boş bulunan kasaya oturan bir Lorin hanım.



İşte etkinlik seven ablanın kardeşi böyle olur. Kuzu çanta yapmış.




Haftasonu kahvaltısı koltuk arkasında yenir. Tüm kuytular bizimdir.




Tak çantayı koluna, herkes kendi yoluna...




Boşta akıllı tahta bulmaya görsün insan...




Düz duvara tırmanırım...





Emre ile parka pikniğe gitmek gerek. Lorin'in kolunun altında kitaplar var, parka kitapsız gidilir mi ayol?






Lorin hasta olunca, tek başına okula giden Ada...



2 comments:

jaleceanne said...

Canım, enerjilerinin bitmediği konusunda çok haklısın. nasıl da eğlenmiş kuzular ama :)

Girno said...

:) sağol canım :)