Friday, September 05, 2014

Süt Oğlan

Hani şimdi ben sabırlıyım ya, geçen gün bir arkadaşım "Calliou'nun annesi gibisin" dedi. Hani bizim şu gıcık Caillou'nun. Ada küçükken repliklerini ezberleyip, neredeyse tez jurisinin karşısında "hiç çalıştığım yerden sormuyorlar, sorun bak Calliou'nun sahnelerini, hareketleriyle yapmayanın..." diye iç geçirdiğim Calliou.

Hani yumurtalar yerlere saçılıp kırılınca bile, "aaaa naptın, canım benim" diyen Calliou' nun gıcık annesi. Valla küfür yesem daha iyiydi. Ben bu Calliou'yu da annesini de hiç sevmem. Şener Şen'in kulakları çınlasın. Seni sevmedim süt oğlan, zaten babanı da sevmezdim'i anmadan edemedim.


Şimdi bu direk annesinden "örnek anne" olarak doğan zat-ı muhterem anneyi bir incelemeye alayım dedim. Mutfağı birbirine katan oğluşuna, en fazla "yaptığın karmaşaya bak" deyip kucağına alıp okşayan kadın. Psikopat yapacak oğlanı. Nerde bizim direk kafaya nişanlanan 38 numero esem terlik, nerde bu kadın! İnsanı pişman ediyor anne olduğuna da olacağına da. Bu ne ya? Valla isyanlardayım. Vurgu yok birkere. Getirme beni oraya Calliou" demedi hiç mesela. Ya da "bir çarparım, yer çarpar", ı-ıh yok.



Çocuk okula gitmek istemiyor, çalıştığı iş yerine geç kalmak pahasına (nasıl biri işse bu) çocuğu alıyor, tek tek bütün çalışan insanlarla konuşturuyor. Sanırsın çocuk kariyer merkezine gidiyor, daha 4 yaşında zavallı sabi. Hayattan da gerçeklerinden de uzak. Hele o esnaf, hele o esnaf yok mu? Pedagogmuş da esnaf kılığına girmiş sanki. Ne var? Simit satan polis oluyo da... Bizi kandırıyorlar sanki. Öyle annemi olur beeeee! Çocuk brokoli bile yiyo, düşün! Yok artık b-ro-ko-li!

Esnafı geç, kedi bilem çocuğun psikolojisini bozmamak için çabalıyor, caanım hayvancık. Zannımca bir önceki hayatında cevval bir pedagogdu! Babasına hele babasına hepten gıcığım, adam işe gitmiyor, bahçeli evdeler, yemek yapıyor, çamaşır yıkıyor, pizza neyim yapıyor, non-stop çocuklarla oynuyor, yetmiyor hiç bağırmıyor. Pedagogun Allahı mübarek. Yalnız o da vurgusuz konuşuyor. Yav ben konuşmaya konuşma demem, vurgu olmadıkça! 
Anne hiç arkadaşları ile buluşmuyor. Hiç agresifleşmiyor, "ulen bugün ne yemek yapacam" diye komalara girmiyor, az kalsın çamaşırları bile kuğu gölü balesi yaparak asacak. Yemek yemeyen çocuğa hiç "zıkkımın kökünü ye" demiyor. Mutluluktan ölecekler, bizde olsa birazdan halaya dururlar, kesin.

Çocuk hiç bir şey için tutturmuyor. Bir şekilde olayı çözüyorlar. Ailece asla bağırmıyollar. Ayyhhh çok sıkıcı ayol. Hiç aksiyon yok. Bağıracaksın şöyle en derininden, hormonlara sığınacaksın. Yok , kesin muayyen günü de yoktur bu kadının.

Ada küçükken bi Calliou vardı, bu pedagog kılıklı çizgifilmgillerden. Allahtan sonra Pepe vs çıktı da, babaannesini tanımış olduk. Cinayet işlemiş de psikopata bağlamış  tiz ses tonundaki, babaanneyi tanımamış olsam, hayatımda büyük eksiklik yaşayacaktım. Valla ilk zamanlar korkuyordum o kadından, rüyama girecek diye bakamıyordum o sahnelere. Allahım, sabırdan ölecek kadın. O yaşında, oyunlar oynamalar, envai çeşit numaralar, bütün folkklorik şarkıları ezbere bilmeler, bütün etnik dansları sultan's of the dance dansçıları gibi yapmalar filan, tırnaklarımı kemiriyordum izlerken. Valla lohusa bunalımına girmediysem de, bu çizgifilmler az kalsın intiharın eşiğine sürükleyecekti beni. Yeter dozda her gün alırsan, direk kafana sıkarsın zaten.

Ben anneye anne demem  bir bakışıyla çocuğu oturduğu yere çaktırmadıkça ayol!

5 comments:

Aniatlasi said...

Ahahahahhh :)) vallahi coook guldum. Ama oyle de dogru ve icten yazmissinki... simdi biz kotu annemiyiz dedirtiyor bi cizgi filmler
www.seleninevcilikhayati.com

Girno said...

Değil mi ama? Biz kötü anne miyiz ;) bu arada merhaba ve en kısa zamanda blogunuzu ziyaret edeceğim :)

jaleceanne said...

Çok güzeeeell :))))

Girno said...

:))))) Jale Güney Sun <3

Dukuju said...

En iyisini yapıyor. Bir toddler bebesiyle mücadele etmek demek, cımbızla kum tanelerini toplamak demek. O yüzden haydi analar, beraber dağıtalım- yaşasın koyvercilik. (bir çeşit kafayı çizdirmeme yöntemi)